mission-impossible-fiammiferio-2681-54FF-CAD2

Görevimiz Tehlike, 1996 yılında ilk olarak vizyona girdiğinde anlamıştık ki, evet, bizim bir görevimiz vardı ve tehlikedeydi! Gizli ajan Ethan Hunt bir anda hayatımıza girmiş ve adeta bizi de çekmişti maceralarına. Onunla koşuyor, onunla silah tutuyor ve onunla kovalanıyorduk. Deyim yerindeyse bizde bu görevlerin bir parçası oluyorduk. Son zamanların en iyi aksiyon filmi olarak değerlendirilen Görevimiz Tehlike serilerinin ajanı Ethan Hunt ise “en iyi ajan” ünvanının bir numaralı adamı olarak fenomen haline gelmişti.

60’lı ve 70’li yılların Mission Impossible isimli televizyon dizisinden yola çıkılarak çekilen ilk filmde ajan Ethan’ın kim olduğunu öğrendik. Impossible Mission Force‘daki takımının kilit adamı olan Hunt, ekibi ile birlikte Prag’daki bir hainin suçunu ispatlamak için görevlendirilir. Tuzağa düşürülen Ethan, bir anda bütün ekibini kaybeder ve asıl büyük macera bundan sonra başlar. Hem ekibinin hem de şirketinin intikamını almak için varını yoğunu ortaya koyan Ethan, filmin diğer serilerinde bomba gibi bir dönüş yapacağının da sinyallerini verir bize.

Ethan’a hayat veren Tom Cruise bu serilerin vazgeçilmez oyuncusu olmuş, gönüllerde taht kurmuştur. Cruise’un olmadığı bir Görevimiz Tehlike filmi  düşünemiyoruz algısı alıp başını gitmiştir. Bir öyle bir böyle derken bu seri yeni filmleri ile birlikte tam dört filmlik bir seriye dönüşmüş, Ethan kaldığı yerden maceralarına farklı konular ile devam etmiştir.

Birinci filmde ortalığı yakıp kavuran ve intikamını alan Ethan, ikinci filmde daha sert ve daha tecrübeli olacaktır. Prag’daki mücadelesinden sağ kurtulan ajanımız, Chimera adındaki ürkütücü bir virüsü bulmak için Ambrose isimli tehlikeli bir adamın peşine düşecek, bunu da Ambrose’un hırsız kız arkadaşı Nyah Hall‘ın yardımı ile çözecektir. Tabii işin içine az da olsa aşk girince kafası da karışacaktır Ethan’ın. Sonuçta, bu adamın da sevmeye ve sevilmeye hakkı var ama değil mi? Kendini bir anda büyük bir ateşin ortasında bulan Ethan bu işin içinden de kolayca sıyrılır.

Gorevimiz_Tehlike_2

Bu seriler ilerledikçe, Tom Cruise‘un da olgunlaşmasına ve büyümesine şahit oluruz. İlk filmde oldukça genç görünen aktör, ikinci filmde daha cool bir görüntü ile karşımıza çıkar. Mission: Impossible III filmine geldiğimiz zaman ise çok daha fazla karizmatik olacaktır. Ve aşk unsuru devam serilerinde yükselen bir değere ulaşacaktır. Üçüncü filmde Ethan Hunt, gizli servis IMF’den ayrılmış, kendisinin geçmişini bilmeyen nişanlısı Julia Meade‘le birlikte gözlerden uzak yeni bir hayata başlamıştır. Fakat ajanın geçmişi burada da onu rahat bırakmayacaktır. Eski görev arkadaşlarından biri olan John Musgrave bir görevle çıkagelmiştir… Azılı bir silah kaçakçısı olan Owen Davian kimse tarafından durdurulamamıştır. Bu suçluyu yakalayabilmek için ihtiyaç duyulan tek kişi Ethan Hunt ve oluşturulması beklenilen ekibidir. İkinci filme göre daha mantıklı sahneleri olan ve heyecanını sonuna kadar ölçülü bir şekilde ortaya koyan film, sağlam bir konu üzerine kurulmasa da, diğerlerinden bol aksiyonuyla ve görsel efektleriyle kendini sıkmadan izlettirmeyi başaran serinin iyilerinden biridir.

Dördüncü filme vardığımızda ise bizleri bir sürpriz bekleyecektir. Mission: Impossible – Ghost Protocol olarak sunulan filmde Jeremy Renner, güzel ve sağlam oyunculuğu ile filme renk katacak ve Ethan’ın yanında inci gibi parlayacaktır. Ama bu serideki görev öyle sıradan bir görev de olmayacaktır.  Global çapta olay yaratacak terörist bir bomba saldırısına neden olmakla itham edilince IMF, kapatılma noktasına gelir. Ethan Hunt ve arkadaşları, “Ghost Protocol” adı verdikleri yeni bir operasyon ile kimlik değiştirerek bu sefer kendi birimlerini temize çıkartmak için mücadele vereceklerdir. Eğlenceli bir hapishaneden kaçış sahnesiyle açılan film, bu dakikadan sonra aralarda güzel bağlamalar yaparak aksiyon sekanslarını ardı ardına sıralar. Sanki bir James Bond dokunuşunu varmış gibi Budapeşte, Moskova, Dubai ve Mumbai arasında mekik dokuyan Ethan Hunt ve ekibi, her ülkede ‘kötü adamı dize getirecek’ bir aşama kaydederler. Üstelikte bunu kimseden yardım almadan, kimseyle iletişimde olmadan başarırlar. Diğer filmlerinde gördüğümüz aksiyonun en dibine bu filmde vururlar. Dubai’de bir otelde geçen sahne deyim yerindeyse adeta bir şova dönüşür. IMAX sayesinde etkisi ikiye katlanan Burj Khalifa’daki (dünyanın en yüksek binası) ‘bir yerlere tırman ve içeri sız’ sahnesi, sırf görselliği daha da coşturmak için kotarılan kum fırtınası içinde takip anları 2013 yılının en iyi aksiyon filmini izlediğiniz konusunda şüpheye yer vermiyor.

b7ecdbb8b19a017de7287be4c9162e1d

Elbette serilerin her geçen zaman zarfında bu kadar iyi olmasının en büyük sebebinin yönetmenler olduğunu unutmamak gerekiyor. Şimdiye kadar dört film olarak çekilen serinin eleştirmenler tarafından en iyisinin dördüncüsü olduğu düşünülmüş, “hayır üçüncü çok daha iyiydi” tarzında fikir ayrılıkları da oluşmuştur. Tabii bunlar etrafta dolanan dedikodulardan başka bir şey de değildir.

Brian De Palma birincisini, John Who ikincisini ve J.J Abrams ise üçüncüsünü çektiği zaman filmlerin her birinde farklı aksiyon sahneleri ve tatları görmek mümkündü. Sonuçta bu yönetmenlerin kendilerine haz bir çizgisi vardı. Derken dördüncü film daha başka bir yönetmene emanet edildi. The Iron Giant, The Incredibles, Ratatouille gibi işleriyle animasyon sevmeyenlere dahi animasyonu sevdiren Oscarlı yönetmen Brad Bird, ilk kanlı canlı filmine sahip olduğu anda harikalar yarattı ve filme inanılmaz sahneler katarak diğerlerinden bir tık öne çıkarmayı başardı. Bird, filmde geçen birbirini tekrar eden sahneleri eledi ve filmin ilk başında duyduğumuz “nükleer silah, nükleer silah kodları, kötü Ruslar” gibi isim ve sıfat tamlamalarının, bize “beyninizi iki saatliğine bekleyemeye alın, kafa yormaya gerek yok” açıklamasını yaptığını varsayarak ve bünyemizde kalan fazla enerjiyi duyu organlarımız için kullanmamızı rica etti. Dolayısıyle dördüncü film bu serinin en iyisi olarak lanse edildi.

Ve artık serinin son halkası olduğunu düşündüğümüz beşinci film için start verildi. Çekimlere Viyana ve Londra’da başlanıldı. Paramount Pictures’ın yapımcılığıın üstlendiği filmin yönetmen koltuğunda ise bu kez Christopher McQuarrie (The Way of the Gun, Jack Reacher) oturuyor. Nasıl bir film ile karşılaşacağı konusunda kimsenin bir fikri olmasa da daha önce Jack Reacher filminde Tom Cruise ile birlikte çalışan McQuarrie‘nin şu zamana kadar yayınlanan set fotoğraflarından yola çıkarak ortaya iyi bir iş çıkaracağına emin gibiyiz.

Ne olursa olsun Görevimiz Tehlike filmlerini seviyoruz. Yukarıda da söylediğimiz gibi Ethan Hunt ve ekibi içimize işledi bir kere.. Bu arada fimlerin açılış sahnelerinde çalan jeneriği unutmuyoruz ve filmin müziklerinin de iyi olduğunu belirtmeden yazıyı kapatmayalım diyoruz 🙂