Çok uzun zamandır bunu bekliyorduk. Alemlere hipsterlığı yaysın diye gönderilen Bon Iver’ın yeni albümü nihayetinde çıktı. 2011’deki muhteşem Bon Iver albümünden sonra grup kabuğuna çekildi ve başka projeler girdi araya. Bon Iver esasında güzel insan Justin Vernon’un sahne ismi. Vernon’un Bon Iver dışında irili ufaklı bir sürü projesi var. Ki Volcano Coir bunlardan biri ve dinlemenizi öneririm. Adam acayip üretken. Sakalıyla doğru orantılı olarak üretken.

flickr_-_moses_namkung_-_bon_iver_2

Bon Iver‘ın önceki albümlerinin tüm insanlıkta hatırlattığı şeyler şöyleydi: Akustik gitarını almış sakallı, umursamaz ancak duygulu bir abi, sakin sakin müzik icra ediyor. Ancak elimizdeki albümde Bon Iver, bu algıyı tamamiyle yok etmeye ant içmiş. O elinde gitarla insanları mest eden cool adam gitmiş, yerine onlarca elektronik aletin arkasına gömülmüş bir şeylerle uğraşan şapkalı bir adama dönüşmüş.

nina-corcoran-bon-iver-04

Albümden singlelar düşmeye başladığında düşündüğüm ilk şey, Bon Iver kendi Kid A’sını yapmış. Herkesçe sevilip benimsenmiş şarkıların varken birden bu denli deneysel ve minimal, elektroniğe dönmek tamamen Radiohead‘deki dönüşümün aynısı. Absürt saçma şarkı isimleri de apayrı bir mevzu. Numaralar verilmiş, worddan alınma garip fontlarla ekstra isimler, aralara serpiştirilmiş 666, God vs.ler. Vernon bir şeyler anlatmaya çalışıyor ancak sanırım biz zamanla anlayabileceğiz. Benim fikrime göre modern bir dervişe dönme çabasında. Şarkıların liriklerinde de bu çok hissediliyor.

Ayrıca albüm eski albümler gibi fon müziği olarak kullanılamayacak kadar yoğun bir albüm. Kitap okur gibi, ders çalışır gibi çalışmak gereken bir albüm 22, A Million. Örneğin For Emma için muhteşemliğin en basit hali diyebilirken 22, A Million için tam tersi geçerli. Şarkılarda sürekli bir yerlerden bir sesler geliyor, samplelar, synthler uçuşuyor. Kaos gibi gelebilir ama bu tamamen Vernon’un aklındakilerin bir izdüşümü. Sadece çok karmaşık bir yoldan anlatmayı tercih etmiş. Albüm için kendi Kid A’larını yapmış demiştim. Radiohead’deki sabit kusursuz ritmli altyapıların daha minimal ve elektronik halini kullanmış. Ekstra bir parantez de albümün görselliğine açmak istiyorum. Albüm kapağı kusursuza çok yakın.

22_a_million_cover

22 (OVER S∞∞N): Albümün kalanında karşılaşacağınız şeylerin çok güzel özeti. Kesik korolar, derin vokaller, saksafon tınıları. İlk parça için çok iyi seçim.

10 d E A T h b R E a s T ⚄: Loopa alınmış bir bass melodisi üstüne inşa edilmiş. Robotik vokalin çok bariz olduğu şarkılardan. Sonlara doğru yaylılar kullanılmış ama sevmesi biraz zor.

715 – CRΣΣKS: Daft Punk’ın Within şarkısını andırıyor. Robotik vokalli ağıt diyebilirim.

33 “GOD”: Albümün en iyisi. Piyano ile giriyor. Alt katmanlarda garip vokaller var. Garip şekilde çok huzurlu bir şarkı.

iver-111

29 #Strafford APTS: “Akustikli Bon Iver mı yoksa?” bu dedirtiyor. For Emma albümünden kopmuş gelmiş. Akustik gitarın ekmeğini yemekten de vazgeçmiyoruz demeye çalışıyor sanırım Bon Iver. Ancak elektronik öğeler de var içinde, back vokaller de vs.

666 ʇ: Tersten dinleyince şeytan ayetleri çıkıyormuş. Yine albümdeki sakin akan şarkılardan. Vernon’un vokali daha  temiz diğer şarkılara nazaran. Sonlara doğru giren davulları beğendim.

21 M♢♢N WATER: Nordik ambians şarkılara cool vokaller, garip kayıtlar ve bir tutam manasız saksafon ekleyin oluşan şey bu.

____45_____: Saksafon numaralarıyla bezeli deneysel bir şarkı ben çok beğendim.