İnsanlar yaşadıkları acı dolu olaylarla başa çıkabilmek için çok çeşitli yollara başvuruyor. Müzisyenlerin yolu ise, en iyi yaptıkları şey; müzik.

Nick Cave çağımızın belki de en karizmatik sanatçısı. Tüm bu heybetli karizmasının yanında, edebiyat ve sinema üzerine yetkinliğini tartışılmaz. Yani kendisi tam anlamıyla bir modern zamanlar ozanı. Edebi yetkinliğini 19 yaşındayken trafik kazasında kaybettiği babası Colin Frank Cave’e borçlu olduğunu her daim aktarıyor Nick Cave. Kendisini küçük yaşta birçok edebiyat klasiği ve güzel sanatla tanıştıran babasına karşı özlemi, yazdığı tüm sözlerde hissediliyor.

cave-nick-bad-seeds-the-4f8487a6ee500

Grup son albümü Push the Sky Away’i 2013 yılında çıkardı. Benim kişisel olarak favorilerimden olan albüm müthiş şairane sözlere ve müzikal altyapılara sahipti. Bunu takip eden albüm Skeleton Tree’nin yapım aşamasındayken çok acı bir olay yaşandı. Nick Cave’in oğlu Arthur kayalık tırmanışı yaparken kaza sonucu hayatını kaybetti. Bu acı olay gruptaki herkesi çok etkiledi ve kayıtlar durduruldu. Ancak Nick Cave yine de albüm için bir tanıtım kampanyası yapması gerektiğini biliyordu. Bunun için de albüm kayıtlarını anlatan bir belgesel çekmeye karar verdi. One More Time with Feeling. Yaşananlar sonrası içini dökmek ve yaşanılan ne varsa göstermek için bunun en iyi yol olduğunu belgeselin yönetmeni Andrew Dominik söylüyor. Dominik, Nick Cave ve Bad Seeds üyesi Warren Ellis’in beraber soundtrackini hazırladıkları efsane film The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford filminin de yönetmeni.

maxresdefault

Yani sonuç olarak bu önümüzdeki albüm Nick Cave’in yaşadığı atlatması çok zor acılar için bir terapi. Sözleri yaşanan elzem olaydan önce yazılmış. Ancak Cave’in sesini duyduğunuz andan itibaren hissedeceğiniz şeyler hayatın acı tarafından gelenler. Bahsettiğim gibi albüm ağır, çok ağır. Push the Sky Away sonrası yine ağır bir albüm bekliyordum ancak bu denli ağır olması şaşırtıcı oldu benim için.

Giriş şarkısı Jesus Alone çok tedirgin edici başlıyor. “You fell from the sky. Crash landed in a field. Near the river Adur.” Kısmı oğul Arthur’un ölümüyle ilgili albümdeki tek referans. Nakaratta ki “With my voice I am calling you.” İse albümün özeti.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=9iGxoJnygW8&w=560&h=315]

Girl in Amber ise bir ağıt gibi ilerliyor. Nick Cave ağlarcasına söylüyor şarkıyı. Yaşadıkları acı sonrası karısına yazdığı çok belirgin. Usul usul yaylılar eşliğinde piyanoya döküyor Cave. Koro şeklindeki inleme ile “Don’t Touch Me” ve “If you want to leave, don’t breath” beni mahvetti açıkçası.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=xKq39e7SBOE&w=560&h=315]

Magneto, belgesele ismini veren şarkı. Yavaş ve ağır ağır akıyor. One More Time with Feeling.

Anthrocene aksak ritimlerle ilerleyen yükselip alçalan vokallere sahip. Sözleri felsefi yoğunlukta.

I Need You ise albümün odağındaki şarkı. Vokali diğer parçalardan belki daha kötü ama bu denli duygulu söyledikten sonra Cave’den kimse güzel söylemesini beklemiyor zaten. Sözler daha önce yazıldı deniyor ancak bu şarkıyı oğlu için yazmış biliyorum. “You’re still in me, baby.”” Cause nothing really matters when you’re standing, standing”” In your red dress, falling, falling in, falling in A long black car is waiting ’round. I will miss you when you’re göne” bu sözlerin üzerine ne denebilir ki. Yapmanız gereken sakin sakin kafanızı bir sağa bir sola sallayıp kendinizi şarkının huzurlu ritmine bırakmak ve Nick’in tüm acısını kulaklarınızdan içine boşaltmasına izin vermek.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=BAMZYpZi_M4&w=560&h=315]

Distant Sky albümdeki az da olsa umut içeren tek şarkı. Vokaller de Else Torp eşlik etmiş, ki daha önce çok görülmüş bir durum değildir Nick Cave and The Bad Seeds albümlerinde. Deniz kenarında gün batımında rüzgâr eserken ufka bakıyormuş gibi hissettiren bir şarkı.

Ve albüm son şarkıda ki And it’s Allright Now ile sona eriyor. 40 dakikalık ağıtın içimize işlemesini bekliyoruz.