İyilik mi? Kötülük mü?

Bu dünyada değişmeyen bazı şeyler vardır. İnsan oğlunun ruh hali ya iyidir ya da kötü. Genelde hikayelere de hep kötü olmak işlenir. Tıpkı dünya edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Shakespeare’in sunduğu hiç eskimeyen tarihsel oyunları gibi. Hamlet, Romeo&Juliet, Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Macbeth ise bu oyunların en bilinenler arasındadır. Sayısız kez tiyatroya, dizilere, müzikallere ve en önemlisi de sinemaya uyarlanmıştır. Shakespeare’in kaleminden çıkan, belleklerimizde sapasağlam duran bu hikayeler bugün bile hâlâ bizi bize anlatmaya devam ederler. Özellikle de Macbeth. Macbeth’in hikâyesi, genellikle güç düşkünlüğü ve arkadaşlara ihanet konularında da örnek bir hikâye olarak gösterilmiştir. Hikayesi o kadar kuvvetlidir ki, ağır bir trajediye sahiptir. Bu trajedi ise, ana karakterin kibirli tutumu nedeniyle, hata yapıp felakete sürüklenmesini anlatır.

40bc840a534642dd5228b2ffe7dbe70fac69445c.jpg__1920x1080_q85_crop_upscale

Aylardır fragmanları dönen, Cannes‘da büyüleyici olarak tanımlanıp, merak edilen bir başka uyarlaması daha vardır Macbeth‘in. 2015 yapımı, Micheal Fassbender ve Marion Cotillard‘ın muazzam performansı ile birleşen yeni Macbeth‘idir bu. Yönetmen koltuğunda Justin Kurzel‘in oturduğu film 4 Aralık’ta vizyona girdi. En nihayetinde izleme şansı buldum. O kadar çok konuşulmuştu ki “Bu kez bambaşka bir Macbeth’le karşı karşıyayız”, “can alıcı” gibi yorumlara vesile olunca haliyle büyük bir merak uyandırmıştı. Gördüm ki film gerçekten de şahane. Kurzel’in yorumuyla dramatik derecede ağır çekimler, görüntüler, müzik ve sahne tasarımları ile karanlık bir Macbeth‘i görüyoruz sinemada. Yönetmenin kullandığı teknik Macbeth’in ruhsal karanlığıyla paralel bir anlayış sergiliyor. Bizi de izleyici olarak onun karanlık dünyasına dahil ediyor. Ama bence filmi film yapan en önemli unsur kesinlikle Macbeth’i canlandıran son yılların en kuvvetli aktörlerinden biri olan Michael Fassbender ve Lady Macbeth’e can veren Hollywood’un en güzel kadınlarından olan yetenekli Marion Cotillard oluyor. Fassbender’ın delirdiği her bir sahne insanı hem geriyor hem de üzüyor. Aktör, Macbeth’in dönüşümünü, öfkesini, hırslarını ve  delirmişliğini oldukça inandırıcı ve izleyiciye hissettirecek bir yoğunlukta vermeyi başarıyor. Öyle ki, filmin bitiminde alkışlamak istiyor insan onu. Umarım Oscar şansı da yüksek olur, lakin bir adaylığı fazlasıyla hak ediyor. Peki ya Cotillard’a ne demeli? Bir kadın bu kadar mı güzel bakar. Bir kadın bu kadar mı aynı anda masum aynı anda nefret uyandırabilir izleyicide! Fassbender’ın başarısının atında ezilmeden alnının akı ile çıkıyor Cotillard filmden. Bravo!

Macbeth_EE_720_367_85shar-10_s_c1

Bilen bilir, aslında Macbeth’in hikayesini ama yine  de kısaca bahsedeceğim hikayeden. “İki İskoç komutan Macbeth ve Banquo, başarılı bir askeri seferden dönerken yol üzerinde üç cadıya rastlarlar ve cadılar Macbeth’in Cawdor beyi, sonra da Kral olacağına, Banquo’nun ise krallığın soyunu devam ettireceğini söylerler. Nitekim cadıların bu bildirisi az sonra gerçekleşir ve İskoçya kralı Duncan’ın Macbeth’i Cawdor beyi olarak ödüllendireceği haberi gelir. Cadılar olayını öğrenen Lady Macbeth, krallık düşleri görmeye başlayan kocasını işleyerek, ziyaret için şatolarına geldiğinde kralı öldürmesi için cesaretlendirir. Macbeth, Duncan’ı öldürür. Kralın öldürüldüğü haberi duyulunca Macbeth suçunu örtbas etmek için kralın uşaklarını ölüme gönderir. Duncan’ın oğulları, Malcolm ile Donalbain, İskoçya’dan kaçarlar ve Macbeth kral olur. Daha sonra Banquo’yu ve oğlu Fleance’ı öldürmesi için adam tutar, ancak Fleance kaçmayı başarır. Bu arada, Macbeth’i öldürmek üzere Malcolm’la birlikte bir ordu toplamak için İngiltere’ye giden Macduff, karısının ve çocuklarının Macbeth’in buyruğuyla öldürüldüklerini öğrenir. Kuşatmacı orduyu karşılamak üzere yola çıkan Macbeth, Lady Macbeth’in kendini öldürdüğü haberini alır. Macduff’ın ordusu ise Birnam ormanından kestikleri ağaç dallarına gizlenerek ilerler ve Macduff Macbeth’i öldürür. Malcolm, İskoçya kralı olarak taç giyer.”

tumblr_noslmzt9cW1s0t6o2o1_500

Daha önce sizlere buradan filmin Cannes’da yarattığı etkilerinden bahsetmiştik. Film, prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali‘nde on dakika boyunca ayakta alkışlanmış ve “görsel bir şölen” olarak tanımlanmıştı. Pek çok kült sinemacının uyarlamasını yaptığı bu Shakespeare eseri aslında Orson Welles’in 1948 yapımı Macbeth’i ve Roman Polanski’nin 1971 yapımı “The Tragedy of Macbeth“i ile daha çok akıllarda kalmıştı. Kurzel’in Macbeth’i ise içerik olarak Welles’in uyarlamasına sadık olmakla birlikte biçimsel olarak Polanski’nin kanlı ve ürpertici yorumunun peşinden gidiyor. Bakınız “En İyi Yedi Shakespeare Uyarlaması”.

Vizyona giren yeni versiyonu hakkında eleştirmenler de bir hayli yorum yaptı. Mesela; Associated Press, “Bu Macbeth, diğer uyarlamalarda gördüğümüz savaşı, post-travmatik stres bozukluğunu ve kaderi diğer uyarlamalardan daha içsel bir şekilde ön plana çıkartıyor.” derken New York Post ise film hakkında, “İskoç tiyatro oyununun son film uyarlamasındaki kan gölünün ortasında ihanet etmenin ürkütücü güzelliği yer alıyor” diye yazdı. New York Times, “Macbeth, Fassbender ile çalkalanıyor.” derken Indiewire ise, “Parlak bir uyarlama ile karşı karşıyayız. 2015 yılının en iyisi olmaya aday bir yapım. Oyunculuklar muhteşem, görsellik can alıcı.” şeklinde konuştu. Filmin görüntü yönetmenliğini üstlenen Adam Arkapaw filmi sinematografik bir şahasere dönüştürüyor. Hızlı başlayan savaş sahneleri birden ağır çekimde ilerleterek seyirciyi filmin içine çekiyor ve nefes almamızı zorlaştırıyor. Kullandığı kırmızı, mavi, sarı ve turuncu renk skalası ile hem doğayı resmediyor hem de savaşçı ve kral olan bir adamı stilize ederek farklı bir Macbeth atmosferi sunuyor. Bu da filmi beyaz perde de görsel açıdan güçlü ve yenilikçi bir uyarlamaya dönüştürüyor.

Son sözler; Kurzel, yönetmen olarak büyük bir sinema yıldızına dönüşerek görsel anlamda daha önceki filmlerinin en iyisini çıkarıyor. Başarısı o kadar iyi ki “All hail, Kurzel!” dememek içten değil. Macbeth’e getirdiği karanlık ve şiddetli yorum Shakespeare uyarlamaları arasında güçlü bir aday oluyor. Görsel, kurgu, kostüm, müzik, tasarım, oyunculuklar, ses ve efekt anlamında sinemada izlemesi keyifli olan aldığı çarpıcı yorumları sonuna kadar hak eden Macbeth’in dünyasına sizde katılın. Pişman olmayacağınıza eminim.

https://www.youtube.com/watch?v=pwicAUoPiHg