Yevgemi Zamyetin
20 Ocak 1884 günü Lebedyan şehrinde, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Müzisyen annesinin desteğiyle erken yaşta  okumaya başladı, 4 yaşında  Gogol okuyordu. Liseyi bitirdikten sonra 1902 yılında Sankt – Petersburg Politeknik Enstitüsü Gemicilik Fakültesi’ne girdi. Staj süresince Sivastopol, Aşağı Novgorod, Odessa’da çalıştı. İstanbul, İzmir, Beyrut, Port-Said, Yafa, İskenderiye, Kudüs gibi birçok yeri gezdi. 1905 yılında Potemkin gemisindeki isyana tanık oldu. Peterburg’ a dönünce Bolşeviklere katıldı, tutuklandı, hapiste İngilizce öğrendi.

Ebedi başarısı ilk kez 1908 yılında yayımlanan Uyezdnoye adlı kısa romanıyla elde etti. Edebiyatta Yeni Gerçeklik adını verdiği bir akımı savundu, grotesk gerçeküstücülüğün sınırlarında gezdi. 1916 yılında gemi inşaat çalışmaları için İngiltere’ye gitti. 1917’de döndükten sonra yayımladığı Ostrovityane  ve Lovetsçelovekov gibi kısa romanları İngiltere izlenimlerine dayanır. Devrimden sonra edebiyat alanının  önemli figürlerinden biri oldu. 1920-21 döneminde yazdığı öykülerde, savaş komünizmi çağını insanlığın gelişmesinin tarih öncesi dönemi olarak saydığı gözleniyordu.

Totaliter toplumla ilgili gözlemleri fantastik anti ütopya romanı Biz‘de somutlaştırdı. 1924 yılında İngilizce’ye çevirilen roman, Aldous Huxley‘in Cesur Yeni Dünya‘sının, George Orwell‘in Hayvan Çiftliği ve 1984‘ünün başlıca esin kaynağı oldu.

Biz romanı Zamyatin hayattayken Rusya’da yayımlanmadı, fakat kitabı el yazmasından okuyanlar eleştirdiler ve Sovyet Rusya’ya karşı bir karalama kitabı olarak yorumladılar. Zamyatin’in  edebi etkinlik alanı daraltıldı, yazdığı tiyatro oyunlarının sahnelenmesi engellendi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler’de ona yarar getirmediğini anlayan yazar, 1931 yılında Stalin‘e mektup yazarak yurt dışına çıkma izni istedi. Bu kararı zor almıştı. Gorki‘nin desteğiyle 1932 yılında Fransa’ya gitti. Sovyet Sosyalist Cumhuriyet’e karşı çalışmalara katılmadı. Paris’te 10 Mart 1937 günü öldü.

Olup bitenleri D-503‘ün tuttuğu kayıtlardan öğreniyoruz. D-503 integrali inşa eden matematikçilerden biri, integral bir uzay aracı. Tek Devlete ve kurallarına bağlı bir numara, hatta eskiden insanların organize edilmemiş yemek, uyuma uyanma saatlerinin olmamasını anlamsız bulan biri. Her şey I-330 ‘un D-503’ü arayıp antik eve çağırmasıyla başlıyor. Bu antik evde camdan bir tabakayla kaplanmış. Antik eve kişisel saatlerinde gittiler ve zamanı bitmek üzere olduğu için dönmek istedi, I-330 ise buna gerek olmadığına, isterse tıp bürosuna gidip dilekçe alabileceğini söyledi. Bu Tek Devlete aykırı bir durum ve bu yüzden D-503‘ün I-330’u şikayet etmesi gerekiyordu, iki gün süre ile dilekçe verebilirdi ama şikâyet etmedi. O gün ilk defa rüya gördü bu Tek Devlette psikolojik bir rahatsızlık. D-503’e bir mektup geliyor bu mektup resmi bir tebligat, mektupların koruyucular bürosundan geçmesi gerekiyor. I-330’un D-503’e kayıt olduğunu söyleyen bir mektup. I-330 D-503’e geldiğinde alkol alıyor ve tabi ki bu da yasak ve bu da şikayet etmiyor. Müziğin bile bir fabrika olduğu bir yer burası. Şiir bir devlet hizmeti ve fayda olarak görülüyor. I-330’un tıp bürosundan aldığı rapor sayesinde D-503 işe gitmiyor ve antik eve gidiyorlar. Antik ev de kimsenin görmediği bir bölme var oraya gidiyorlar. D-503 O-90’dan uzaklaşmaya başlıyor çünkü artık I-330 var. D-503 Tek Devletin kuralları dışına çıkmaya başlamıştı. D-503 artık bir ruha sahipti ve bu Tek Devlette hastalık olarak görülüyordu. Ruha sahip olduğu için ilk defa antik evde bayıldı, orada I-300’la karşılaştı, ertesi gün tekrar gelmek üzere anlaştılar. Bu arada O-90 D-503’e olan kaydını sildirdi. D-503’ün Tek Devlet’le ilgili fikirleri değişmişti, bunda I-330’un büyük etkisi vardı. Tek Devlet‘te “Fikir Birliği günü” vardı. Bu günde herkese yeni üniformalar verilir ve iyilikçi seçimleri yapılır. Bu seçim açıkça yapılıyor.
“Bizim saklayacak ya da utanacak hiçbir şeyimiz yok, biz seçimleri dürüstçe ve gündüz gözüyle kutluyoruz. Ben herkesin İyilikçi ‘ye nasıl oy verdiğimi görüyorum: herkes İyilikçi ’ye nasıl oy verdiğimi görüyor “herkes” ve “ben” tek bir “Biz olur, başka türlü nasıl olabilir?” (Zamyatin, 2012:144).
Fikir birliği günü İyilikçi aerosuyla geldi. Methiyeler okundu ve adetlere göre seçimden önce beş dakika ara verildi. Seçim başladığında ilk defa “Hayır” diyenler oldu ve bir karmaşa çıktı. Bu Tek Devlet’te ilk defa yaşanan bir şeydi. Ertesi gün gazete de şunlar yazıyordu:
“Dün herkesin sabırsızlıkla beklediği Fikir Birliği Günü yapıldı. Defalarca sarsılmaz bilgeliği kanıtlanmış olan iyilikçi 48.defa oy birliğiyle seçilmiştir. Kutlamalarda mutluluğun düşmanları tarafından karışıklıklar çıkartılmış, bu karışıklıkları çıkartanlar doğal olarak Tek Devlet’in dün temelinin tuğlası olma hakkından mahrum kılınmışlardır. Bu kişilerin oylarının hesaba katılmasının bir konser salonunda tesadüfen bulunmakta olan hastaların öksürüklerinin çalınan harikulade kahramanlık senfonisinin bir parçası olduğunu kabul etmek kadar saçma olduğunu herkesin mahrumudur…” (Zamyatin, 2012:155).
“Bugün saat 12’de İdare Bürosu, Tıp Bürosu ve Koruyucular Bürosu ortak bir toplantı yapacaklardır. Önümüzdeki günlerde önemli bir Devlet harekâtı gerçekleştireceklerdir” (Zamyatin, 2012:155).
I-330, D-503 ‘ü hiç beklemediği bir yere yeşil duvarın diğer tarafına geçirdi. Yeşil duvar Tek Devlet’te ki numaraları doğadan ayırdığı bölümdür. Burada üç yüz dört yüz kişiden oluşan bir topluluk vardı. I-330 burada bir konuşma yaptı. Yeşil duvarın diğer tarafında Tek Devlet’e karşı kurulan bir örgüt vardı. Ertesi gün I-330 yanına geldi ve olanları konuştular. Daha sonra O-90’la karşılaştılar ve hamile olduğunu fark ettiler. Burada çocuk doğduktan sonra sadece bir kere görebiliyorlar. I-330 onlara bu konuda yardımcı olabileceğini çocuğunu büyütebileceği bir çözüm bulduğunu söyledi. Bulduğu çözüm yolu yeşil duvarın ardına göndermekti ve gönderdi. Tüm bunlar olurken integral ’in inşası bitmek üzereydi ve ilk uçuş denemesi yapılacaktı bunu öğrenen I-330, D-503’e integrali ilk uçuş denemesinde ele geçireceklerini söyledi. Öğle yemeği zili çalındığında ve herkes yemekhaneye gittiğinde örgüt üyeleri koridorda kalacaklardı ve herkesi yemekhaneye kilitleyip integrali ele geçirmeyi planlıyorlardı. İntegral her şeyi bir anda çabucak ve acısız bitirmelerine yardımcı olacak bir silaha dönüşecekti. D-503 bunun bir devrim olduğunu ve Tek Devletin yani bizim devrimimizin sonuncu olduğunu söyledi. I-330 ise bunun saçma olduğunu sonuncu diye bir şey olmadığını devrimlerin sonsuz olduğunu söyledi. Tek Devlet ‘in yapacağı devlet harekâtı bir ameliyattı. Gazetede şunlar yazıyordu:
“Ve kaçırın gözlerinizi, Tek Devlet’in tarihçileri bu utanç verici olayları kaydetmemek için emekliliklerini istiyorlar.
Ama bu sizin suçunuz değil, siz hastasınız.
Bu hastalık mutluluğa uzanan yolda ki son barikattır.
Ve mutlu olun: hastalık artık yok edildi.
Yol temizlendi.
Devlet Bilim’inin son keşfi şu: hayal gücünün merkezi beyindeki Varaliyev köprüsü bölgesindeki zavallı bir düğümdür. Bu düğümün X ışınlarıyla üç defa yakılmasıyla hayal gücünden kurtulabilirsiniz.
Sonsuza dek.
Artık siz kusursuz olacaksınız. Siz makineyle eşit olacaksınız. Yüzde yüz mutluluğa giden yol artık temiz, açık. Yaşlılar ve gençler. Hepiniz Büyük Ameliyat için acele edin. Büyük Ameliyatın yapılacağı salonlara koşun. Yaşasın Büyük Ameliyat! Yaşasın Tek Devlet, yaşasın İyilikçi! (Zamyatin, 2012:185-186).
Tüm bu olanların sebebi aslında hayal gücüydü ve Tek Devlet çözümü hayal gücünü yok ederek bulmuştu. Bu büyük ameliyat için integralin uçuş denemesi bir gün ertelendi. Elli kişilik bir grup ameliyat olmuşlardı. Ameliyat için başvurmayanlar İyilikçinin Makinesinde cezalandırılacaklardı.
İntegralin uçuş denemesinde her şeyi bildiklerini integrali kaçıramayacaklarını sadece numaraları bilmediklerini söylediler. İyilikçi D-503 ü yanına çağırdı ve onu sadece İntegralin mühendisi olduğu için mutluluk düşmanlarının yanına çektiklerini söyledi. Yeşil duvar yıkıldı I-330 da eylemdeydi. D-503 Koruyucular bürosuna gitti ve olan biten her şeyi anlattı ve o da ameliyat olanların arasına katıldı. Ertesi gün İyilikçinin huzuruna çıkarak mutluluk düşmanları hakkında bildiği her şeyi anlattı. Örgüt üyelerinin ifadesi alındı. I-330’un ifadesi D-503 ‘ün önünde alındı. Gaz çanının altına götürdüler ve bunu üç kere tekrarladılar ama tek bir kelime söylemedi. I-330 D-503 için herhangi biriydi artık çünkü hayal gücü yoktu ve artık iyileşmişti son kaydında ondan kadın olarak bahsetmişti ve diğer örgüt üyelerinin her şeyi anlattıkları için daha dürüst olduğunu düşünüyordu. D-503’te eskisi gibi Tek Devlete bağlı bir numaraydı ve aklın kazanmasını istiyordu.
– Bana sonucu, en üst, en büyük sayıyı söyle.
– Saçma! Sayıların sayısı sonsuzdur, sen hangi sonucu istiyorsun?
– Peki sen hangi son devrimi istiyorsun? Sonuncu ayrı bir şey yok, devrimler sonsuzdur. Son devrim çocuklar içindi: çocuklar sonsuzluktan korkar, çocukların geceleri rahat uyuyabilmeleri için gerekli olan ise… (Zamyatin, 2012:241)
Yevgeni Zamyatin romanında doğadan ve kendi benliğinden koparılmış, bizleşerek devlete teslim olmuş, kişiselliğin olmadığı bir dünyayı anlatmış. İşte bu dünyayı kabullenmeyip “Ben” olmaya çalışanların hikayesi bu. Zamyatin, devrim için uğraşan  insanların en önemli özelliği hayal gücü olduğunu düşünüyordu. Hayal eden insan için mutluluk ve özgürlük özdeş kavramlardı. Bir devrim için belki de gerekli olan bu hayal gücü. Baskı ve otoritenin olduğu yerde insan geleceğe  dair güzel şeyler hayal eder ve hayalleri gerçekleştirmekte o devlete karşı yapılmış bir devrimdir. Herkesin mutlu olduğu ideal bir devlet mümkün mü bilmiyorum ama Zamyatin’in dediği gibi devrimler sonsuzdur.
Kitaptaki devlet numaraların devrimlerine  engel olmak için hayal gücünü alan bir ameliyat bulmuştu. Şu an yaşadığımız dünyada bu mümkün değil ama yaşam tarzımız, ilerleyen teknoloji, izlediğimiz televizyon programları ya da televizyon programlarının devlete hizmet etmesi, bizlerin hayal kurma gibi bir şeyin gerekli olmadığına inandırıyor. Çünkü bu talep ettiğimiz  şeyler devlet içindeki yaşamımızda her şeyin mükemmel gittiğini gösteriyordu. O yüzden Zamyatin hayal gücü ve özgürlüğü beraber düşünürken çok haklıydı. Kendi yaşamımızda da dikkat etmemiz gereken buydu “Biz” değil “Ben” olabilmek. Özgür ve mutlu yaşamamızı sağlayan şey “Ben” olarak yaşayıp kendi kişisel özelliklerimizden ödün vermemek ve birilerinin hayal gücümüzü elimizden almasına izin vermemeliyiz. Böyle olduğu sürece Yevgeni Zamyatin de dediği gibi, devrimler sonsuz olur.