Hayatı boyunca politik olmaktan hiç çekinmeyerek göçmen işçilerin, bürokrasi altında ezilenlerin hikayelerini anlatan usta yönetmen Ken Loach‘un son filmi, “I, Daniel BlakeCannes Film Festivali‘nden Altın Palmiye ödülüyle döndü. Filmin başrollerinde Dave Johns ve Hayley Squires yer alıyor. Filmin senaristliğini ise uzun süredir beraber çalıştığı  Paul Laverty üstleniyor.

İkinci kez Altın Palmiye ödülüne layık görülen Ken Loach, yeni filmi I, Daniel Blake aracılığıyla bürokrasinin keskin çarklarının bir bireyi nasıl alt edebileceğini gözler önüne seriyor.

80 yaşındaki İngiliz usta yönetmen bugüne kadar hep işçi sınıfının ve toplumun kırılgan üyelerinin sesi oldu, hikayelerine yer verdi. Duruşundan asla taviz vermedi; Torino’da layık görüldüğü ödülü, Ulusal Sinema Müzesi’nin taşeron işçi çalıştırması sebebiyle reddettiği de oldu, Edinburgh Film Festivali yönetimini uyarıp İsrail sponsorluğunu iptal ettirdiği de…

DSC_0228

“Bir hikaye anlatacaksan; güzel olduğu için değil, anlatılması gerektiği için anlatmalısın.”

I, Daniel Blake, Daniel Blake’in, İngiltere’nin yoksullara/işsizlere yardım sistemiyle olan mücadelesini konu alıyor. İngiltere’nin Newcastle şehrinde yaşayan ve marangozluk yapan Daniel, geçirdiği sağlık problemlerinin ardından ilk defa işsizlik maaşına başvuruyor. Hiç alışkın olmadığı bir sistemin içine giren Daniel, Londra’dan bir nevi sürülmüş olan ve benzer durumları yaşayan Katie ve onun iki küçük çocuğuyla bağ kurarak onlara yoldaşlık ediyor.

Hasta olduğunu, çalışamayacak durumda olduğunu kanıtlamak zorunda olan Daniel, ne maaş alabiliyor, ne de yeniden iş bulabiliyor. Doktoru tarafından çalışmaması gerektiği belirtilen Daniel, İngiliz bürokrasisi tarafından bir taraftan diğer tarafa sürüklenip duruyor.

“Eğer kızgın değilsen, nasıl bir insansın sen?”

“Buzdolabı boş olan ve üç gündür düzgün bir şey yememiş genç adam, yemek bankasına gitmeye utanan bir kadın, sabah 05:30 vardiyası için sıraya girmesi söylenen, sonra ihtiyaç olmadığı için evine yollanan adam. Hayatta kalmak adına sürekli aşağılanmak. Eğer bunlara kızgın değilsen, nasıl bir insansın sen?”

i-daniel-blake-backdrop

Loach, Daniel’a acımamızı değil, onun yaşadığı durum için öfke duymamızı istiyor. Yaşananları tüm sadeliğiyle, ekstra bir etki yaratmaya çalışmadan anlatıyor ve hatta bazı duygusal anları kara mizahla harmanlayıp sunuyor… Sadece ve sadece anlamamızı, görmemizi, biraz olsun öfke duymamızı istiyor. Daniel’ın bürokrasi altında ezilişi o kadar öngörülebilir oluyor ki, kimse dur demiyor, diyemiyor.

Daniel, maaş alabilmesi için gereken bir puan, bir bilgisayar tuşu veya bir sıra numarası değil. Daniel, bunlardan çok daha fazlası. Daniel, bu dijital dünyanın analog meleği. Bilgisayar kullanmayı bilmeyen fakat kendi dediği gibi, “bıraksalar bir günde koca bir ev inşa edebilecek” bir adam.

Katie, Daniel’ın yoldaşı, yalnız bir kadın. İki çocuğu olan, onların karınlarını doyurmak adına elinden geleni yapan bir kadın. Yemek bankasında utanarak yemekleri kabul eden, günlerdir yemediği için bir makarna sosunu oracıkta açıp yemek isteyen, bununla utanan, Daniel’ın dediği gibi “utanmaması gereken” bir kadın. Katie’nin utanışını izlemek acı verici. Katie, tıpki Daniel gibi mücadele eden bir birey. Sadece hayatta kalmak adına, daha fazlası için değil.

“Ben, Daniel Blake, bir vatandaşım ve yalnızca hakkım olanı istiyorum. Ne eksik, ne fazla.”

i-daniel-njs20102016-4881