Uzun bir sürenin ardından yine hiç susmayan, zırvalayan, ne dediğini bilmeyen, komik, espirili ve aşık mı aşık süper kahraman Deadpool devam filminde nihayet karşımıza çıktı.

***Yazının bundan sonrası SPOLIER içerir. Filmi izledikten sonra okumanızı tavsiye ederiz. 

İlk filme göre daha sönük bir hikaye ancak daha fazla aksiyon sahneleri ile bezenmiş olan DP 2 yine güldürüyor ve eğlendiriyor. Hikaye şöyle; dispotik bir gelecekten gelen Cable, gelecekte birçok suç işleyip can alacak olan Russell isimli mutantı (Russell adlı ergen karakteri canlandıran Julian Dennison aldığı sürenin hakkını vermiş) çocukken öldürerek gelecekte yaşanacakları engellemek istemektedir. Fakat hiç beklenmedik bir şekilde, karşısına masum bir çocuğu korumak isteyen Deadpool çıkar ve olaylar gelişir.

Sahnelerdeki göndermelerin oldukça iyi olduğunu söylemem gerek. Mesela; Deadpool’un yaşadığı bir bunalım bölümü var. Bu bölümde Colossus Wade’i X-Men malikanesine getirip ekibe dahil olmasını ve yaşadığı bunalımı unutmasını istiyor. Deadpool, Colossus’un arkasından “Stüdyo da elini cebine atsın biraz. En azından bir tane meşhur mutant görelim” diye bağırıp dururken bir odanın içinde X-men ekibini full kadro görüyoruz (Xavier, Quicksilver, Nightcrawler, Storm, Cyclops, Beast) ve Beast yavaşça Deadpoolu görünce hemen kapıyı kapatıyor. Şimdiye kadar gördüğüm en iyi cameo olmuş. Juggernaut’un beklenmedik bir sürpriz olduğu aşikar. Karakteri bence güzel yapmışlar, az konuşuyor filmde ama replikleri iş olsun diye yazılmamış belli. Bu arada karakterimizin seslendirmesi Ryan Reynolds’a ait. Adam burada bile harikalar yaratmış. Juggernaut’un Deadpool’u resmen yırtması ve ortadan ikiye ayırması ve Deadpool’un bacaklarının yeniden çıkmaya başlaması gibi sahneleri seyirciyi gülümsetirken, Colossusla olan dövüşleri büyük bir merak uayndırıyor. Star Wars, Temel İçgüdü ve Hitlere olan göndermeler muazzamdı. Wolverine ile açılan sahne ve ona yapılan göndermeler filmin olmazsa olmazıydı. Deadpool’un Domino’ya “Black Black Widow” demesi, Cable’a Thanos demesi ve metal koluna “Winter Soldier Kolu” demesi MSU evrenine güzel bir yapıştırma olmuş. Filmin sonunda Marvel Studios’a ok çıkarıp “parayı kırdılar” yazmasıyla da son noktayı koymuş.

Daha sayamayacağım pek çok gönderme ile bezeli olan filmde Deadpool haricinde ön planda olduğunu düşündüğüm iki karakter var. Domino ve Cable. Çizgi roman dünyasını bilen bilir. Deadpool ve Cable arasında anlamsız fakat eğlenceli bir bağ vardır. Filmde Deadpool ve Cable ile olan ilişkisine ekstra aşık olmamak elde değil. Cable karakteri Deadpool’a oldukça zıt. Ancak filmde bir şekilde Deadpool’a ayak uydurmayı beceriyor. Bu da ikilinin ne kadar iyi çalıştıklarının göstergesi. Cable rolündeki Josh Brolin bu role cuk oturmuş. Duruşu, konuşması, sahneleri kesinlikle tek kelimeyle mükemmel. Adam zaten Avengers’da Thanos’du daha ne olsun! Domino’nun mutasyonunun çok iyi işlendiğini düşüyorum. Açıkcası Domino ile ilgili bazı şüphelerim vardı. Şans gibi bir mutasyonun nasıl sinemaya uyarlanacağı konusunda. Burada senaristleri tebrik etmek lazım. Üstesinden  gelmişler ve o şansı bize hissettirdiler. Zazie Beetz canlandırdığı karakteri ile adeta beyaz perde de parlıyor. Burada bir parantez açıp X-Force ekibinden de bahsetmem lazım. Filmin ilk yarısında işlenen X-Force ekibinin toplanması gerçekten çok iyiydi. Deadpool’un ve arkadaşı Weasel’in ekibi seçtiği anlarda kopmamak elde değil. Bence filmdeki en eğlenceli anlardan biriydi.

İlk filmin hikayesine oranla (incelemesi burada) yeni D2, takip etmeye çok değer. Özelliklede aksiyon sahnelerinde. Deadpool 2, konusu itibari ile biraz klişe olmuş kabul, ancak Cable’ın olaylara dahil olması ve artan bütçenin katkıları ile ilk filmi bir hayli geride bırakıyor. İlk filmin yönetmeni Tim Miller‘ın projeden çekilmesi ve yapımcıların boşalan koltuğu John Wick ile harikalar yaratan David Leitch‘e bırakması isabetli bir karar olmuş. Aradaki farkı aksiyon sahnelerinin fazla oluşu ve kamera açıları ile görmemek mümkün değil. Ayrıca her sahne birbirine bağlanması ve bir şekilde paralele ilerlemesi gibi detaylar sizi bir şekilde sona götürüyor ki bu da senarist ve yönetmenin başarısıdır bence. Filmin müzikleride fena değildi. Ancak bana göre ilk filmdeki müzikler çok daha iyiydi.

Filmin sonunda yerinizden kalkmadan After Credits i izlemeyi unutmayın sakın. Bu sefer yazıların tamamının bitmesini beklemenize gerek yok. Çünkü film bittikten birkaç dakika içinde sahneler peş peşe aralıklar ile çıkıyor. Bu sahneler gelmiş geçmiş en güzel ve keyifli süper kahraman son sahneleri olmaya aday benden söylemesi. Özelliklede after creditlerin birinde Deadpool’un zaman yolculuğunu çözüp önce eski versiyonunu sonra da Green Lantern senaryosunu eline almış olan Ryan Reynolds’ı öldürmesi tam bir Deadpoolluk bir hareket 👏👏

Sonuç olarak bu film izlenir. Öyle IMAX falan izlemenize de gerek yok. Gidin normal bir sinemada izleyin. İnanın hiç bir farkı yok. Ha birde artık biliyoruz ki Deadpool X-force ekibini kurdu ve devamında bu ekipte yer alacak.