”İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”

Harper Lee, 1926 doğumlu Amerikalı romancı. 1956’da yazmaya başladığı otobiyografik öyküler zaman içerisinde Bülbülü Öldürmek‘e dönüştü. Bülbülü Öldürmek 1960 yılında yayımlandığında okurlardan yoğun ilgi gördü. Harper Lee, 1961’de Pulitzer Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Geçtiğimiz yıl Tespih Ağacının Gölgesinde adlı kitabı yayımlandı. İki kitabı ve  birkaç deneme dışında yazı yayımlamadı ve münzevi bir hayat sürdü. Harper Lee 19 Şubat’ta hayatını kaybetti. Amerikan Edebiyatının klasikleri arasında olan Bülbülü Öldürmek, 1962 yılında filme uyarlandı. Film Oscar Ödüllerinde sekiz dalda aday gösterilmiş ve üç ödül kazanmıştır. Film, Hollywood tarihinde ilk kez bir siyahinin savunulduğu konu üzerine inşa edilmiştir.

1455897120767

Yayımlandığından bu yana bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen Bülbülü Öldürmek, Amerika’nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch‘in gözünden anlatıyor. Scout Finch, yazarın kendisidir. Harper Lee, yaşadığı kasabadan ve komşularından hareketle bu romanı oluşturmuştur. Olay, ABD’nin güneyinde Maycomb adlı bir kasabada geçer. Scout, abisi Jem ve avukat olan babası Atticus Finch ile yaşayan bir kız çocuğudur. Küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Yazar ilk bölümde kendi ailesini ve nereden geldiklerini anlatır. Kasabayı, kasabadaki ilginç bir aile olan Radley ailesini tanıtır. Boo Radley hiç dışarı çıkmayan bir adamdır. Bu yüzden Radleyler’in evi çocukların ve kasabalıların gözünde hayalete dönmüştür. İkinci bölümde kasabanın sosyal hayatı anlatılır ve kasabada yaşayan insanların gelenekleriyle ilgili bilgiler verir. Kızılderililerle ilgili büyüler, efsaneler olaya dahil olur. Scout tek hakim kahraman değildir. Olaylar genellikle Scout, abisi Jem ve çocukluk arkadaşı Dill arasında yaşanır. Yazar kendi fikirlerini, felsefi görüşünü romanın genelinde Atticus’a söyletmektedir. Atticus bir gün Jem’e şöyle der: ”Arka bahçedeki tenekeleri vurmanızı yeğlerim, ama kuşların peşine de düşeceğinizi biliyorum. İstediğiniz kadar saksağan vurun ama unutmayın ki bülbülü öldürmek günahtır. Bülbüller yalnızca müzik üretirler. Bizi eğlendirmek için bahçeleri yağmalamazlar, yalnızca şarkı söylerler hem de yüreklerini paralayana dek.” Yazar romanda özgürlüğü çeşitli sembollerle ifade eder. Bu cümleler de o sembollerden biridir. Burada kastedilen masum insanlardır.

afe521e6-ed7e-4a42-8db6-673a4f203188

”Siyah adamı aldatan beyaz adam ister zengin, ister yoksul; isterse iyi isterse kötü bir aileden olsun değişmez. Siyah adam, daima kötü bir adamdır.”

Doğduğu topraklardan zorla getirilen, köleleştirilen, sömürülen ve aşağılanan siyahiler yıllarca kandırılmıştır. Harper Lee, Scout’un babası Atticus’un karakteriyle, onun ağzından ırkçı davranışlara tepki gösterir.  Atticus eşitliği ve hoşgörüyü temsil eder. Atticus avukat olduğu için toplum tarafından dışlanan bir siyahinin savunmasını üstlenmiştir. O dönemde bu bir ilktir. İlk defa beyaz bir avukat siyah bir suçlunun savunmasını yapmaktadır. Bu yüzden herkes ondan nefret etmeye başlar ve tehditler alır.

Harper Lee, adalet, özgürlük, eşitlik gibi hâlâ güncel temaları, Scout’un gözünden işleyerek iyilik ve kötülüğü ortaya koyar.  Bir siyahinin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar, önyargılar, sınıf ve ırk çatışmaları, iyilik, adalet gibi konular  Maycomb kasabasının sınırlarını aşıp evrensel bir hikâyeye dönüşüyor.

”İnsanların çoğu iyidir, yeter ki sen onları bir gün gör.”