Peki ya onlara gideceğimi söylediğimde? Zamanın sonuna dek? Sonsuza dek hatıralarında kalacağımı. Sonrası? Öngörülemez. Yine de… Bu sadece bir aile yemeği, dünyanın sonu değil.”

Genç sinema dâhisi Xavier Dolan’ın son filmi Alt Tarafı Dünyanın Sonu’nun açılışı böyleydi. Film ilk gösteriminin yapıldığı Cannes Film Festivali‘nde eleştirmenler tarafından yerden yere vuruldu, hatta bir festival ritüeli olan her gün çıkan eleştirmenlerin listesinde son sırada yer aldı. Ancak buna rağmen George Miller başkanlığındaki jüri, filmi Grand Prize ödülüne layık gördü.(Sezarın hakkı Sezara) Ben filmi Filmekimi’nin Eskişehir ayağında biraz gecikmeli izledim. İzlemeden önce neredeyse yazılmış bütün eleştirileri okumuştum ve hemen hepsi filmi Xavier Dolan’ın en kötü filmi olarak nitelendirmişlerdi. Böyle bir ruh haliyle, çok sıkılacağımı düşünerek ve gerçekten kötü bir şeyle karşılaşacağım beklentisiyle izledim. Ancak izlediğim şeyden ne kadar çok etkilendiğimi anlatmam biraz uzun olacak. Açıkçası okuduğum eleştirmenlerle aynı filmi izlediğimizden pek emin değilim.

thumb_5675_media_image_1144x724

Filmin hikayesi şöyle: “Louis, 12 yıl önce ailesini geride bırakarak bambaşka bir hayata yelken açmış. Bu süre zarfında ailesiyle sadece özel günlerde kartpostal göndererek iletişime geçmiş ve hayatını yazarlık yaparak kazanıyor. 12 yıl sonra, büyüdüğü evdeki çocukluk anılarını hatırlamak, terk ettiği ailesiyle yüzleşmek ve onlarla son kez görüşüp ölümcül bir hastalığa yakalandığını söylemek için tekrar aile evine döner.”

its-only-the-end-of-the-world-marion-cotillard-vincent-cassel-gaspard-ulliel-lea-seydoux-nathalie-baye-juste-la-fin-du-monde-11-_shayne-laverdi_re-sons-of-manual-1024x678

Dolan, genç yaşına rağmen Cannes’ın gediklisi bir yönetmen. İlk filmi Annemi Öldürdüm’den bu yana her filmi otoritelerce çok beğenildi. Mommy filmiyle de kendi zirvesini gördü ve Jüri Özel ödülünü de hak ederek kazandı. Klasik oyuncularıyla çektiği Mommy’den sonra Alt Tarafı Dünyanın Sonu, A sınıfı diyebileceğimiz oyuncularla çektiği ilk film. Kadro da; Nathalie Baye, Lea Seydoux, Gaspard Ulliel ve Vincent Cassell ile Marion Cotillard var. Filmin senaryosu AIDS’den ölen Jean Luc Lagarce’nin tiyatro oyunundan adapte edilmiş. Son hali ise yine Dolan’ın elinden çıkma. Bu adaptasyonun en önemli sonucu filmin çoğunluğunun monologlar şeklinde ilerlemesi. Bu durum, tiyatroya uzak seyirciler ve Hollywood seyircileri için filmi tahammül edilmesi zor hale getirebilir. Benzer tepkileri Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiyeli filmi Kış Uykusu için de görmüştük. Orada da roman gibi ilerleyen bir hikaye söz konusuydu ve edebiyata uzak kitle için çok zor bir filmdi.

Dolan filme gelen ağır eleştiriler sonrası söylenenlere katılmadığını bu filmin çektiği en iyi film olduğunu söyledi, ki ben de aynı görüşteyim. Buna ek olarak da “filmi basitçe ifade edersem; aile ve birbirini sevmenin zorluğu hakkında.” diyerek hikayeyi de özetliyor.

Louis aileden uzakta ve onların hayatlarından habersiz geçen onca yılın sonunda eve geldiğinde gördüğümüz ilk şey, karmaşa ve bağırış çağırış sesleri. Ailedeki her üye bir şekilde sinirli ve herkes bağırarak konuşuyor. Ailedeki bu nevrotik ruh hali filmin sonuna doğru artarak devam ediyor. Birbirlerine karşı tahammülsüzlükleri had safhada ve her fırsatta içlerindeki kin ve katlanamama halini dışa vuruyorlar. İzleyici için de sinir bozucu olan bu sekanslar, abi-kızkardeş, kızkardeş-anne, abi-anne kombinasyonlarında filmin sonuna dek devam ediyor. Filmin içine girmeye başladıkça bu sekanslar benim için sinir bozucu bir durumdan, karakterlere empati yaptığım ve onlar için üzülüp, hepsine hak vermekten kendimi alamadığım bir duruma evrildi. Bunu sağlayan ise hikayenin seyirciye sabırla ve stilize bir estetikle aktarılması. Xavier Dolan bence jenerasyonunun en vizyon sahibi yönetmeni.

maxresdefault

Her Dolan filminde gördüğümüz güzel müzikli klipler yine bu filmde de önemli yer kaplıyor. Ancak diğer filmlerinde hikayeye hiç bir katkısı olmayan bu klipler Alt Tarafı Dünyanın Sonu’nda aile üyelerinin geçmişlerindeki doruk noktalarını anlatıyor. Abi ile kardeşin yeşilliklerde birlikte vakit geçirdikleri anları görüyoruz ve esasında abi Antoine (Vincent Cassel)’in Louis’e ne kadar düşkün olduğunu öğreniyoruz. Yine Louis’in tutkulu bir sevişmesini görüyoruz ve eşcinsel olduğunu öğreniyoruz. Dolan’ın salt estetik kaygılarla aralara serpiştirdiği klipler artık filmin hikayesine etki etmeye de başlamış.

Dolan’dan beklendiği üzere Alt Tarafı Dünyanın Sonu mükemmel bir sinematografiye sahip. Renk ve ışık kullanımları, kamera açıları kusursuza çok yakın. Karakterlerin çatışmalarına ve hissettiklerine dahil olabilmek için bilinçli yapılmış yüze yakın çekimler, her sahnenin ruhunuza dokunmasını sağlamış. Mimiklerini sürekli vurgulayarak tüm yeteneklerini sergilemeleri oyuncular için çok çetrefilli olsa da ortaya çıkan sonuçtan herhalde hepsi çok memnun kalmışlardır. Özellikle Vincent Cassel ve Marion Cotillard’ın oyunculukları inanılmaz iyi.

thumb_4709_film_film_big

Bazı filmler, etkilenebilmeniz için benzer hikayeler yaşamış olmayı yani yeterli yaşanmışlığa sahip olmanızı ister. Terence Mallick’in muhteşem Tree of Life’ı gibi. O yaşanmışlığa sahip olmayan insanlar için uzaylı-dinozorlu saçma sapan bir şey, sahip olanlar içinse muhteşem bir deneyimdi. Alt Tarafı Dünyanın Sonu için de aile olmanın zorluğu ile ilgili demiştim. Sorunlu bir erken çocukluk veya sorunlu bir aile görmüş herhangi birinin bu filmde ağlamaması çok zor. Abi-kardeş yüzleşmesinin yaşandığı araba sahnesinde ve akabinde filmin doruğa çıktığı, Antoine’nin ağlayarak Louis’in üzerine yürüdüğü sahne, filmin bu yıl izlediğim en iyi bir kaç filmden biri olmasını sağladı. Ercan Kesal bir yazısında şöyle diyor: “İyi film sinemadan çıktığınızda hayatınızın artık daha farklı olmasını sağlayan filmdir.” Juste La Fin Du Monde işte bu iyi filmlerden.