12-years-slave-poster

2013′ü geride bıraktığımız ve 2014′ün tadını çıkardığımız şu zamanlarda bir çok film vizyona girdi. Kimi filmler iyiydi kimi filmler kötü. Oscar ödüllerinin dağıtılması ile birlikte gözler Oscar’a aday olan filmlere çevrildi ve izleyici o filmleri listesine aldı. Aday filmlerin her biri birbirinden iddialı ve iyiydi. Bana göre de en iyi olanlar hiç kuşkusuz Gravitiy , 12 Years A Slave , Dallas Buyers Club ve The Wolf of The Wall Street idi. Kimi aday filmleri vizyona girdi, kimi filmler ise henüz izleyici ile buluşamadı.  

Eğer hala izleme fırsatı bulamadıysanız Oscar’ın bol ödüllü filmi olan 12 Years a Slave filmine bir göz atalım mı ne dersiniz ?

Steve Mcqueen en son Shame isimli o muhteşem filminden sonra yine yaptı yapacağını ve bizlere 2013 senesinde unutamayacağımız bir film zevki yasattı. Amerika denen ülkede yaşanmış gerçek bir ırkçılık hikayesini McQueen olabilecek en saf haliyle beyazperdeye taşıyor. Steve McQueen, 12 Yıllık Esaret adlı filminde Solomon Northup adında bir siyahinin acıklı öyküsüne odaklanıyor. Hikayeyi bir orijinallik katmadan, eski usul teknikler kullanarak, bilindik yönetmen numaralarıyla dümdüz ama son derece sert bir dille anlatıyor. Bunu yaparken müthiş oyunculuklardan, enfes çekimlerden ve Hans Zimmer imzası taşıyan harikulade müziklerden olabildiğince destek alıyor. Sanatsal anlamda bir yenilik getirmiyor belki ama istediğini başarıyor.

12-years-a-slave-get-the-slave-look-12-years-a-slave-mannequin-lands-superstore-in-trouble

 

1841′in New York’unda geçen hikaye Solomon Northup’un (Chiwetel Ejiofor) kendisinin kaleme almış olduğu aynı isimli eserden uyarlanmış. Ailesiyle birlikte özgür bir adam olarak yaşayan keman virtüözü Solomon Northup günün birinde iki beyaz adam tarafından kandırılıp kaçırılarak Güney’deki bir çiftliğe köle olarak satılıyor. İlk başlarda kim olduğunu, nereden geldiğini anlatmaya çalışıyor ama sonradan anlıyor ki itaat etmeyen zencilerin canından olduğu adaletsiz, bambaşka bir dünyaya gelivermiş. Ortama ayak uydurmaya başlıyor, ama ailesini düşünmeden de yapamıyor. Mutlu hayatına geri dönmek için bir dost edinmek zorunda, kolay bir iş değil…

Solomon’un ilk efendisi olan Ford (Benedict Cumberbatch), biraz daha sempatik bir tavır sergileyen ve aslında kölelik mevzuna pek de sıcak bakmayan daha insancıl bir karakterken Solomun’u güvenliği için sattığı Edwin Epps (Michael Fassbender) ise sahip olduğu zencileri istediği gibi kullanabileceğini düşünen biraz psikopat bir tipleme çizerek filmin baş kötü karakterini oluşturuyor. Ford’un çiftliğinde saygın bir rütbeye sahip Tibeats (Paul Dano), acımasız ve sinir bozucu ırkçı bir kötüyü temsil ederken Epps’in mülküne sonradan dahil olan Bass da (Brad Pitt) demokratik görüşleri olan, köleliğe karşı serzenişlerde bulunan bir beyaz olarak çıkıyor karşımıza. Kısa da olsa önemli bir rol bahşedilmiş Pitt’e.  McQueen, hikaye itibariyle biraz geri planda kalan kadın karakterleri de elinden geldiği kadarıyla güçlü rollere büründürmüş.
12-years-a-slave-6

 

Yönetmenin anlattığı hikayenin önemi sayesinde hak ettiğinden daha fazla övgüler alması benim gözümde 12 Yıllık Esaret’i yılın en iyi filmi yapmıyor. Genel olarak baktığımızda elbette 2013 yılında 12 Yıllık Esaret’ten çok daha iyi filmler izledik ve izlemeye de devam ediyoruz. Ama yine de yönetmenin hikayeyi kurgulayış biçiminin fevkalade ayrıca zanaatkarlık beceresi üst düzeyde olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Anlayacağınız, bir iki tane kusuru dışında sonuna kadar sıkılmadan izlenen 12 Yıllık Esaret’in, fazlasıyla etkileyici, başarılı bir dram filmi olduğuna şüphe yok. Film, teknik anlamda da kusursuz; kamçılanmış, yara bere içindeki zenci sırtlarının makyajı son derece inandırıcı olduğu gibi kostüm ve dekor tasarımları da takdire şayan.  Uzun süresine rağmen kesinlikle sıkılmanıza imkan vermeyecek kadar sürükleyici, izleyeni derinden sarsan zor bir yapım 12 Yıllık Esaret.. Listenize alın ve bu yapıma bir şans verin. “Mutlaka beğeneceksiniz” . İyi Seyiler.