Johnny Depp, Karayip Korsanlarındaki Jack Sparrow karakteri ile öyle bir girmişti ki hayatımıza yıllarca unutmayacağımız bir ‘Korsan’ olarak aklımızda yer edindi ve halen de devam ediyor. Rol aldığı filmlerde kılıktan kılığa giren Depp, bu defa karşımıza İrlandalı bir suç seçkini rolüyle çıkıyor ve deyim yerindeyse adeta parlıyor. Ama film pek de öyle değil!

Yönetmenliğini Scott Cooper‘ın üstlendiği film Türkiye’de izleyici ile nihayet buluştu. Gösterimi yapılan Venedik Film Festivali’nden iyi övgüler ile ayrılan film ülkemizde izleyiciyi ikiye ayırdı. Kimileri Depp’e hayran kaldı kimileri ise filmi “Yönetmen dersine iyi çalışmış ama filmi hikayeye sadık kalmak için sıkıcı hale getirmiş.” dedirtti. Kara Düzen’de 1970’lerin Güney Boston’un sonunda, retro kıyafetleriyle, eksantrik saçlarıyla ve acayip ölümcül duygularıyla İrlandalı bir çetenin kirli işlerine tanık oluyoruz. Başrolde James “Whitey” Bulger yer alıyor. Öncelikle Bulger’ın kim olduğuna bir bakalım. Tam adı James Joseph Bulger olan ancak daha çok Whitey Bulger olarak bilinen 1929 doğumlu ünlü gangster ve kanun kaçağıdır kendisi. Boston Massachusetts’te The Departed filmindekine benzer bir İrlandalı organize suç çetesi oluşturmuş ve uzun yıllar burayı yönetmiştir. Kardeşi Billy Bulger üniversitede ve belediyede hızla yükselirken, Whitey de suç dünyasında önemli adımlar atmıştır. FBI’ın en çok arananlar listesine girmeyi başarmış büyük bir balıktır. Law and Order dizisinin bazı bölümlerinde ve The Departed filminde açıkça kendi hayatı işlenmiştir. 19 kanıtlanmış cinayeti vardır. İnsani yönlerinde olan Bulger, 1973 yılında 6 yaşındaki oğlunu ‘Reye Sendromu’ nedeniyle kaybetmesinin ardından iyice acımasızlaşmıştır. Komik bir adam olması ve basınla iletişim kurduğunda yaptığı esprilerin sansasyon yaratması nedeniyle, suç hayatına rağmen önemli bir hayran kitlesi vardır.

BM-CPC-2

Gelelim filme… Bulger’ın çocukluk arkadaşı olan FBI Ajanı John Connolly (Edgerton) Bulger‘ı FBI ile işbirliği yaptırtarak, ortak düşmanları olan İtalyan Mafyasını ortadan kaldırmak için ikna eder. İstihbaratı işine gelen bilgilerle manipule eden Bulger rakibini yok ederek yıllar içinde şehrin ‘şer’ gücü olur. Kardeşi Billy (Cumberbacth) ise senatördür. Bulger’ın bu zamana kadar işlediği suç ve cinayetleri bir dokunulmazlık zırhıyla saklar. Yani anlayacağınız herkes birbirinin arkasını kollar, ancak bunun da elbet bir bedeli olacaktır. Film, kontrol dışına, gücünü pekiştirmek ve Boston tarihinin en güçlü gangster haline gelen Whitey’in yasa uygulamadan kaçmasını sağlayan, kutsal ittifakın gerçek hikayesini anlatıyor.

Son olarak Out of the Funrace‘yi çeken Scott Cooper, bu filmde ağır ritimler ile ilerleyerek tek düzeliği elinden hiç bırakmamış. İzleyiciyi sıradan anlatılmış ve çekilmiş bir suç hikayesiyle karşı karşıya bırakıyor. Olağanüstü diyebiliceğiniz bir sahne malesef ki mevcut değil. Filmin beklenen düzeyde olmamasının bir nedeni de Cooper’ın bir mafya liderinin filmini yaparken, bu insana mesafeli yaklaşma konusunda sınırlarını tam kestirememesi ayrı bir etken. Cooper, tıpkı önceki filmlerinde olduğu gibi yine sokaklara karışıyor ve onların hikayesini gözler önüne seriyor. Arabalar, büyük-küçük suçlar, fahişeler, uyuşturucu vb gibi. Film, dikkate değer bir fark yaratmıyor belki ama hikaye o kadar da sıradan değil! Bunun sebebi çok açık. Gerçek ve yaşanmış bir hikaye olması! Kimi sahnelerde gerçekten iyi çalışıyor. Lakin bunlar da filmi kurtarmaya yetmiyor.

Filmin başrollerinde Johnny DeppBenedict Cumberbatch, Joel Edgerton, Juno Temple, Dakota Johnson, Kevin Bacon ve Peter Sarsgaard gibi oyuncular yer alıyor. Öncelikle oyuncu seçimlerinin başarılı olduğunu söylemem gerek. Şahsen Bulger rolünü Depp’in dışında hiç bir oyuncu bu kadar gerçek canlandıramazdı. Festivallerden gelen yorumlarda buna ışık tutuyor ve hatta Depp Oscar’a koşuyor. Filmin en çok hatırlanacak yönü, sanki Bulger’ı herkes tanıyormuş gibi ona benzetilmek uğruna tuhaflaşan Johnny Depp’in makyajı, dışarı fırlayacakmış gibi duran gri-mavi gözlü hali olacak gibi görünüyor. Katıldığı bir basın lansmanında şöyle diyor Depp, “Şeytanla eski arkadaşız. Şaka bir yana, Bulger gibi karaktere bir insan gibi yaklaşmak lazım. Kimse uyanıp aynaya bakıp bugün şeytani bir şey yapacağım demez. Karakterim Whitey, bulunduğu ortamın dili olan şiddeti konuşuyor.” Film, Depp merkezli olunca kenardaki karakterlerin içi boş kalıyor, ama akılda kalacak bir rol daha var bence. Kendisine “En İyi Yardımcı Erkek” kategorisinde adaylık getireceğine inandığım John Edgerton’ın Connolly’de yansıttığı hırsla körlüğün karışımı. Sıfır makyaj ve doğallıkla karakterini öyle bir canlandıyorki Edgerton, Hollywood’un yükselen basamaklarını şimdiden tırmanmaya başlayarak ‘Level’ atlıyor.

cdn.indiewire

Kara Düzen, ağır ağır ilerleyerek gangster filmlerinin olmazsa olmazı düzen, kanun, adalet vb. gibi meselelerde söz söylemekten geri duruyor. Atmosfer oluşturmadaki başarısını, hikâyesini felsefi bir zemine oturtmak ve güçlü bir alt metne yaslamak konusunda gösteremiyor. Ayrıca Bulger’ın hikayesini biliyorsanız eğer, sizin için hiçbir yenilik ifade etmeyecektir. Şayet onu tanımıyorsanız FBI tarihinin büyük skandallarından birine tanıklık edeceksiniz demektir. IMDB puanı: 7.4