4216523-0945709326-john-

Uzun süredir ortalıklarda görünmeyen Keanu Reeves öyle bir film ile sahalara dönüyor ki, ister istemez “Evet, onu çok kızdırdılar” diyoruz. Yönetmenliğini David Leitch ve Chad Stahelski‘nin üstlendiği John Wick, nefes kesen aksiyon sahnelerinin yanı sıra, duygusala yakın konusu ile de bu yılın dikkat çeken yapımlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.

Reeves, eski filmlerine nazaran, bu kez vurdulu kırdılı, silahlı ve bol öldürmeli bir filmde boy gösteriyor. ‘’Shoot ’em up’’ video oyunlarının yapısındaki çatışma sahneleriyle de aksiyon tutkunlarına istediğini veren “John Wick”, hedefi vurmak için ‘dıkşın dıkşın’ diye ateş eden bir karakterin kanlı macerasını, hikâyeye ağırlık vermeden ortaya koyuyor.

İkiye ayrılan filmin, ilk yarısı, bol duygusallı ve anlatımlı başlıyor. İkinci yarısı ise heyecanı hiç kesmeyen aksiyonu ile devam ediyor. Unutmamamız gereken bir şey var; bu bir intikam filmi. Ama öyle sıradan bir intikam filmi değil.

Filmin konusuna gelirsek; yıllar önce iyi bir tetikçi ve katil olan John Wick, artık bu işi bırakmış ve evlilik hayatına karışmıştır. Güzel bir hayatı varken eşini kanser yüzünden kaybetmesi onu darma duman eder. Derken, eşi ölmeden önce ona Daisy adında bir köpek ayarlar ve John’a yalnızlığı boyunca iyi bir arkadaş olacağını söyler. Bir gece, John’u hayata bağlayan yavru köpeği Daisy, daha önce çalıştığı Continental adındaki bir tetikçiler grubunun patronunun oğlu tarafından öldürülür. Bütün mesele ise John Wick’in 1969 model Dodge Charger arabasıdır. Bunun üzerine Wick, yanına aldığı silahları ve ekipmanı ile Rus üyelerinin her birinden özellikle de oğuldan, intikam almak üzere tetikçiliğe geri döner ve esas hikayemiz başlar. Mafya liderinin oğluna erişmek adına John herkesi kırıp geçirir. Keza John Wick, Continental cephesinden de bakıldığında hatırı sayılır ve korkulan bir kişidir. “Ona bulaştıysan bedelini ödersin” lafıda buradan geliyor.

2014-John-Wick-Images

Bir öyle bir böyle derken akıp giden 92 dakika bir anda bitiveriyor. Nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. Özellikle de filmin ikinci yarısında. Mekan olarak tercih edilen “yer altı” atmosferleride oldukça başarılı. O duyguyu en karanlık noktanıza kadar hissedebiliyorsunuz. Biraz da yönetmenlerden bahsedelim. David Leitch ve Chad Stahelski, Kenau Reeves’in geçmişte yer aldığı bazı filmlerinde (Matrix ve Speed) dublörlük yapmış olmaları ve böyle bir filmi çekmeleri açıkcası büyük bir cesaret. Reeves’in ise, bu filmde dublör kullanmadan oynamış olması da oldukça hoş bir detay.

Keanu Reeves bu filmde nasıl görünüyor? Hiç fena değil. En son Matrix ve Speed gibi aksiyon filmlerinde bıraktığımız aktör için, ortalıkta dönen, “İyice kendini kapattı, elini ayağını çekti, kilo aldı ve dağıttı” gibi söylemlerin tam tersi ile karşımıza çıkması açıkçası izleyicide ve eleştirmenlerde ters köşe etkisi yarattı desek yeridir. Elbette bu tarz klişe olmuş filmlerde tetikçiyi oynayacak, bu role girecek oyuncu bulmak zor olmaz, ama, Reeves düzgün bir tercih olmuş. Durağan oyunculuğu, az diyaloğu ve her sahnedeki takım elbiseli düzgün görüntüsü ile tam bir intikam şovelyesine dünüşmüş.

IcDFJxX

Diğer rolleride atlamayalım. Tetikçi Perkins’e hayat veren Adrianne Palicki, Wick’in yakın arkadaşı başka bir tetikçiyi oynayan Willem Dafoe, ergen Rus oğlanı Alfie Allen ve John Leguizamo ve Ian McShane gibi oyuncular filmin akışını bozmadan yerlerini almışlar.

Soundtrack tercihlerinde de başarılı olan filmde, Marilyn Manson’ı duymak gerçekten güzel bir his olarak geçiyor izleyiciye. Guardians Of The Galaxy filminin müzklerinin yaratıcısı Tyler Bates başarılı bir şekilde imzasını atıyor müziklerde.

Sonuç olarak aksiyon severler için iyi bir tercih John Wick. Sıkılmadan izleyebileceğinizi düşündüğüm film bir yerde de Keanu Reeves hayranları için ideal. Benzer bir dramatik yapıda ilerleyen ‘’The Equalizer’’ı sevdiyseniz eğer bunu da seveceğinize eminim. İyi Seyirler…