dudamel-wild49754818

Büyük konser salonları, kalabalık orkestralar, belki quartetler, sessizlik ve huşu içinde dinlenen konserler… Bach, Vivaldi, Beethoven, Mozart ve niceleri…

Klasik müziğin, sadece ülkemizde değil, dünya genelinde diğer müzik türlerine göre, maalesef, daha az ilgi gördüğü malum. Bütün müzik türlerinin kökeni olup da, bu kadar az ciddiye alınıyor olması da bir başka üzücü durum zaten. Sadece belli bir kesimin müziği olarak ifşa edilen klasik müzik, aslında hiç de sınıf ayrımı yapacak bir müzik türü değil. Ancak bunun bu duruma gelmesinde elbette belli otoritelerin de suçu yok değil.

Bu konu ile ilgili sayısız makale, sayısız tartışma programı bulmak mümkün. Burada uzun uzun bu konuyu yazarak sizleri sıkmak niyetinde değilim. Kısa yoldan diyeceğim şu ki, klasik müzik düşündüğünüz kadar sıkıcı değil.

Son yıllarda çeşitli müzisyen ve grupların klasik müziği farklı şekillerde yorumladıklarına şahit olduk. Klasik müziği farklı türler ile karıştırıp, algılarla oynayarak, farklı mecralara ulaşmasını sağlamak, hem klasik müzik için hem de klasik müziğe tavırlı olanlar için oldukça faydalı bir uğraş.

İşte, klasik müziğin hiç de sıkıcı olmadığını ortaya koymak adına, zamanında  klasik müzik eğitimi almış ama klasik müziğin çok farklı boyutlarında icralar ortaya koyan isimlerinden bazıları…

David Garrett

Giyimi, kuşamı, saçı, küpeleri ve yüzükleri ile hiç de sıradan bir klasik müzik müzisyeni havası taşımayan, sarışın ve oldukça yakışıklı keman virtüözü… Yazılacak çok şey var hakkında ama burada bırakmam en iyisi olacak 🙂 Klasik müziğin David Beckham’ı olarak nitelendirilen David Garrett, zamanında klasik müzik eğitimi almış bir arkadaş.  Guiness Rekorlar Kitabı’na Dünyanın En Hızlı Keman Çalan İnsanı olarak da geçmiş olan Garrett, klasik müziği ve diğer türleri bir araya getirmek konusunda bir usta.

Cover olmasa bile sıkıcı olduğunu düşündüğünüz bir klasik müzik parçasını ondan dinlemek emin olun fikrinizin değişmesine sebep olacak.

Bu arada kendisini geçtiğimiz yıl beyazperde de görmemiz mümkün oldu. Ülkemizde vizyona girmeyen The Devil’s Violinist isimli filmde, 19. yüzyılda İtalya’da yaşamış olan  ünlü keman virtüözü ve besteci Niccolò Paganini‘yi canlandırmıştır. Oyunculuk performansı tartışmaya açık olsa da, filmdeki bütün Paganini bestelerini onun çaldığını söylemek her hatayı görmezden gelmeye yetiyor.

Bond

2000 yılında dört güzel keman çalan abla tarafından kurulan grup, hem göze hem kulağa hitap ederek kemanın sadece klasik müzik için olmadığını ispatlıyor. Özellikle popüler sinema filmlerinden tanıdığımız şarkıları yorumlayan Bond grubunun şarkıları oldukça keyifli. Klasik müzik ile  synthpop müziği aynı potada eriten bu grubu dinleme listenize mutlaka alın.

Apocalyptica

Finlandiya’daki Sibelius Akademisi’nin çello bölümü öğrencileri olan Eicca Toppinen, Max Lilja, Paavo Lotjonen ve Antero Mannien’den oluşan ve müziğiyle, klasik müzik ve heavy metal arasındaki sınırın sanılanın aksine çok ince olduğunu düşündüren Apocalyptica grubu, dört gencin, yakın çevrelerine çaldıkları Metallica yorumlarıyla müzik çalışmalarına başladılar.

Dört yakışıklı abimiz üniversitede klasik müzik okurken seçmeli ders olarak da Metal Tarihi almışlar, ne olduysa da ondan sonra olmuş.  Esin kaynaklarının ünlü Rus klasik müzik bestecisi Dmitri Shostakovich olduğunu her fırsatta dile getiren grup elemanları, özellikle Metallica coverları ile adlarından söz ettirdiler.

Eklipse

İki keman, bir viyola ve bir çellodan oluşan ve ilk bakışta klasik bir quartet oldukları izlenimi yaratan grup, aslında hiç de öyle değil. Çaldıkları enstrümanlar ile oldukça farklı işler ortaya çıkarıyorlar.

2Cellos

Luka ve Stjepan, dünyaca ünlü müzik okullarında klasik müzik eğitimi almış iki genç. Çelloyu yeni bir seviyeye taşımak ve müziğin farklı tarzları arasındaki sınırları ortadan kaldırmak için alışılmışın dışında bir şey yapmaya karar veren genç Hırvat çellistler Luka Sulic ve Stjepan Hauser, çocukluklarından beri hayranlık duydukları Michael Jackson’ın Smooth Criminal şarkısını çellolarıyla yorumladılar ve videosunu Youtube’da paylaştılar… İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Bu video ile, dünya çapınca üne kavuşan iki arkadaş, videoya kaydedip internette yayınladıktan sonra kısa bir süre içinde milyonlarca hayran kazandı. Grupla aynı adı taşıyan “2CELLOS” adlı albümü 2011 yılında yayınlayan grup, bu albümde  U2Guns N’ RosesNine Inch NailsStingColdplayNirvanaMuse, and Kings of Leon gibi tanınmış isimlerin şarkılarını coverladılar.

İstanbul’da da konser veren ikili, sadece yaptıkları coverlar ile değil çaldıkları klasik müzik parçaları ile de size klasik müziği sevdirecek cinsten.

Lindsey Stirling

Lindsey Stirling violinist, müzisyen, dansçı, performans sanatçısı ve besteci bir kızımız. YouTube Kanalı aracılığıyla koreografik keman performansları ile ün kazanan bu kızımız, “hem keman çalarım, hem dans ederim!” diyor. Stirling’in her parçası ayrı bir film müziği gibi. Country, dubstep, rock gibi her telden de çalıyor.

Bu arada hayranlarına da bir müjde. Lindsey Stirling, 14 Temmuz’da Zorlu PSM’de bir konser verecek. Biletler 24 Şubat’ta satışa çıkacak.

Piano Guys

Amerika, Utah merkezli bir grup. Temelde bir piyano ve çellodan oluşan grubun sizi klasik müzik sevdalısı yapacağı bir gerçek.

Grubun piyanisti olan Jon Schmidt, bir piyano dükkanında, dükkan sahibi  Paul Anderson ile tanışır. Geyik olsun diye klip çekerler. Derken işler büyümeye başlar. Aralarına katılan ekibin diğer elemanlarıyla farklı işlere imza atarlar. Youtube kanallarında başlayan hikayeleri kısa zamanda bütün dünyaya yayılır. Orijinal şarkılarının yanında büyük çoğunluğu klasik ve rock coverları’nın oluşturduğu bir repertuvarları vardır.

Bach‘in çello suitlerinden biri için yaptıkları cover tekrar tekrar dinlenecek cinsten.