Hemen hemen iki ay önce haberini almıştık. “Kemanıyla harikalar yaratan müzik dâhisi David Garrett” İstanbul’da konser verecek, diyordu haber. Özellikle son birkaç haftadır gerek sosyal medyada, gerekse basılı medyada söz konusu etkinliğin haberleri daha sık karşımıza çıkmaya başladı.

Tanıyan zaten tanıyor, hayranı olan zaten biliyordu bu yetenekli ve bir o kadar da yakışıklı çocuğu. Avrupa’ya oranla, ülkemizdeki tanınırlığı çok fazla olmayan David Garrett’i daha yakından tanımak gerek diye düşünüyorum. Elbette ülkemizde kemikleşmiş bir hayran kitlesi var, ancak sayıları arttırıp, böyle bir yeteneği daha geniş kitlelere yaymayalım ki?

Böyle bir yetenek diyorum, bunu derken de abartmaya dair bir gereksinimde bulunmuyorum. Zira kendisi keman konusunda ciddi bir yetenek. 4 yaşında iken babasının, David’in büyük kardeşine keman alması ile başlıyor hikayesi. Kısa süre içinde keman çalmayı öğrenen David, müzik kariyerinde hızla ilerlemeye başlıyor. 7 yaşına geldiğinde  Lübeck Conservatoire‘da dersler almaya bir yandan da resitaller vererek yarışmalarda boy gösterdi. 12 yaşında geldiğinde ise Polonyalı keman virtüözü Ida Haendel ile çalışmaya başladı. Haendel ile Londra ve Avrupa’nın birçok şehrinde konser verdi. İlk Stradivarius kemanını da 11 yaşında çalmaya başladı.

David, 13 yaşına geldiğinde artık albüm çalışmalarına başlamıştı. Aynı yıl iki albüm kaydı yaptı.  Hollanda ve Alman televizyonlarına konuk oldu. Yine aynı yıl Stradivarius kemanların en iyi serisi olan “Golden Age”lerden  “San Lorenzo” Garrett’in kullanımına sunuldu. Ünlü plak şirketi Deutsche Grammophon, sözleşme yaptığı en genç solist olarak David ile sözleşme imzaladı.

1994 yılında, yani 17 yaşına geldiğinde, ünlü şef  Zubin Mehta şefliğindeki Munich Philharmonic Orchestra ile  Hindistan’ın bağımsızlığa kavuşmasının 50. yılı kapsamında Mumbai ve Delhi’de yapılan konserlerde sahne aldı. Aynı sene evinden ayrılarak, Londra’da bulunan  Royal College of Music‘de eğitimine devam etti. 1999’da New York’a geri dönen Garrett, eğitiminin geri kalanına Juilliard School‘da devam etti. Julliard School’da ünlü keman virtüözü Itzhak Perlman ile çalıştı.

2008’de BBC TV‘nin Blue Peter adlı programına konuk olan David Garret, Guiness Rekorlar Kitabı‘na Dünyanın En Hızlı Keman Çalan İnsanı olarak geçti. Flight of The Bumble Bee‘yi 1 dakika 6,56 saniyede çalarak, saniyede bastığı 13 nota ile rekor kırmış oldu.

Şu zamana kadar bir çok stüdyo albümüne imza atan Garrett’in tarih sırası ile yayınladığı albümler şöyle: 1995: Mozart: violin concertos (with Claudio Abbado), 1995: Violin Sonata, 1997: Paganini Caprices, 1997: Tchaikovsky, Conus: Violin Concertos, 2002: Pure Classics2007: Free2007: Virtuoso2008: David Garrett2008: Encore2009: Classic Romance2010: Rock Symphonies2011: Legacy2012: Music2013: 142013: Garrett vs. Paganini2014: Caprice2014: Timeless – Brahms & Bruch Violin Concertos (with Zubin Mehta & Israel Philharmonic Orchestra)

Klasik müzik ile iç içe geçen bir hayata rağmen, farklı çalışmalarıyla dikkatleri üstüne çekmeye başladı. Bilinen parçalara yaptığı coverlar ile klasik müziği, özellikle rock ile bir bütün haline getirip, farklı kitleleri bir araya getirebiliyor. Bu arada son derecede yakışıklı bir genç olduğunu belirtmeden geçme de olmaz elbette.

Bugün dünya çapında bir şöhret ve başarıya sahip David Garrett, verdiği bir röportajda yılın 340 gününü turnede geçirdiğini söylemiş. Hem Berlin’de hem de New York’da birer dairesi bulunan müzisyen, çoğu zaman evinde vakit geçirmeyi de çok özlediğini belirtiyor.

2013 yılında, ünlü besteci ve keman virtüözü Niccolò Paganini’nin hayatının anlatıldığı The Devil’s Violinist filminde, Paganini’yi canlandırdı. Filmde çalınan bütün parçalarda da kendisi tarafından çalındı.

İşte eskiden en yeniye pek çok müzik eserini mükemmel bir yorumla sunan David Garrett müziğiyle şimdi de İEG organizasyonu ile 20 Mayıs 2015 tarihinde Haliç Kongre Merkezi’ne İstanbul’daki izleyicilerini büyülemeye geliyor. Konsere gidebilecek olanlar için bir hazırlık, konsere gidemeyecek ya da David’i daha yakından tanımak isteyenler için de faydalı olacağını düşündüğüm birkaç performansı ile sizleri baş başa bırakıyorum…