Herkesin bir hayali vardır. Hayaller hiç bitmez. Kimimiz uzaklaşmak isteriz, kimimiz denize sıfır bir yerde kokteyl yudumlamak isteriz, kimimiz para, kimimiz aşk ister. Kimilerimiz de “sevdiklerim ile mutlu olayım yeter” der. Benim gibi sanat sepet işlerinin içinde olan bendenizin hayalleri ise başkadır. Bol bol müze gezmek, eser satın almak, doğa, tarih, sinema ve müzik gibi başlıkların içinde kaybolmak isterim. Kısmen de olsa bazı hayallerim gerçekleşti evet ama bir hayalim daha vardı ki o da dinlemekten keyif aldığım ve her zaman dinlemeye devam ettiğim “Massive Attack” grubunu canlı görmekti. En nihayetinde hayalim gerçek oldu ve Zorlu PSM‘nin getirdiği Massive Attack‘i dinleme şansına eriştim.

Biletlerin çıktığı ilk gün almıştım biletimi. O kadar istiyordum ki bütçemi aşsa bile göze almıştım her şeyi, bu konsere gidilecekti. Ayakta bileti diye satın aldığım bilet ne hikmetse oturmalı olarak satın alındı. Oldu bir hata sistemden kaynaklı, “olsun” dedim maksat dinlemek 😉 Aylar öncesinden alınan konserin biletlerinin günü geldi çattı ve o konsere gidildi. Arkalarda oturmalı başladık beklemeye adamları. Ha geldi ha gelecek derken hiç sektirmeden tam vaktinde 22.15’de çıktılar sahneye.  Öncelikle şunu belirteyim Zorlu Psm Turkcell sahnesi bayağı büyük. Oturmalı da gayet güzel konser izlenilebiliyor. Üstelik görüş açısı o kadar da kötü değil. En azından benim oturduğum yerde değildi.

İlk açılış şarkılarını “Hymn of The Big Wheel” ile yaptılar. 1991 yılında çıkardıkları Blue Lines albümlerinin dokuzuncu parçasıdır kendisi ve atmosferi afrika müzikleri tadında mükemmel bir parçadır. Ardından Risingson, Ritual Spirit, Girl I Love You, Future Proof, Voodoo In My Blood, Angel, Safe From Harm (Eğer kapalı bir havada “Safe From Harm” şarkısını dinliyorsanız sizi havanın da etkisiyle alıp başka diyarlara götürür. Masallarda anlatılmayan bir cennettesindir artık)  ve Unfinished Sympathy derken toplamda 15 parça seslendirdiler. Bu listede bir Teadrop olmasını bekledi herkes benim gibi ama o şarkıyı söylemediler. Neden? Neden? diye isyan edesim oldu konser boyunca 🙁 Konserin sonunu Splitting the Atom şarkısı ile sonlandılar. Hiç uzatmadılar konseri, başladı ve bitti. Bitiminde o kadar alkış almalarına rağmen yeniden çıkmadılar.

Tabi mesele sadece grubu dinlemek değil. Ortaya çıkardıkları olağanüstü dijital gösterilerde oldukça başarılı idi. Adamlar sizi hem dinlettiriyor hem de görsel bir şölenin içine çekiyor. Her sahne görselinde mutlaka bir yazı kullanmışlardı. Bu yazılar ile bizlere umut aşıladılar. Suriye, Irak, Afganistan, Hitler, Stalin… Ezilenler, harcananlar, katledilenler, gücün esiri olanlar, politik oyunlara kurban edilenler, uyutulanlar, sanallaştırılanlar, Turabi, Şeyma Subaşı, Ebru Şallı, Bülent Ersoy, Kuşum Aydın bile gündemlerindeydi. Türkçe dertlerini dile getirdiler dijital boardlarda, kayan yazılarla.

“Barış ve refah için. Sakin ol ve devam et. Bir arada kal” ve “Hepimiz Bu İşte Beraberiz”

Sadece bir konser izlemedik, politik mesajlarla desteklenmiş teatral bir prodüksiyona şahit olduk. Robert Del Naja ve ekibi konseri tek kelimeyle harika yönettiler. Tabii ki 24 Haziran seçimlerine de değindiler. Naja “negatif bir sonuç” dedi, doğru dedi. Konsere gelen kitle de zaten seçim sonrası moralsizliğini üstünde taşıyorken, konser boyu arkada yansıtılan ince mesajlar yerini gayet buldu.

Özetle, 24 Haziran sonrası halimizi anladınız ya, politik durusunuza, hayata bakışınıza sağlık diyorum ve sizi çok seviyorum. İyi ki 🙏🙏

Teşekkürler size ve Zorlu PSM’ye….