1

Hayranlarının, “Gerçekleşmesi mümkün mü?” diye tasalanıp durduğu Jack White konseri, geçtiğimiz Cuma akşamı gerçekleşti. Ve kesinlikle İstanbullu müzikseverler olarak, uzun yıllardan bu yana izlediğimiz en mükemmel sahne performanslarından birine şahit olmamıza sağladı.  Jack White ve ekibi,  Volkswagen Arena’da kusursuz bir gece yaşattı bizlere.

Konser Cuma akşamı olduğu için, iş çıkılı koyuldum konser yollarına. Volkswagen Arena’ya vardığımda saat 20.00’a geliyordu ve sahnede Umut Adan ve ekibi vardı. Öncesinde ise, önce fuaye alanında Nekizm‘in performansı hemen ardından konser alanında ise Radyo Babylon – Radyo Eksen özel yayını ile beraber The Away Days’in akustik performansı gerçekleşmiş. Ancak onları izleme fırsatım olmadı. Umut Adan‘ın 3-4 şarkısını dinleyebildim. Kendisi ve ekibini ilk kez dinlediğimi itiraf etmeliyim öncelikle. Böylesi heyecan ve kalite vaat eden bir konser öncesinde neden öyle bir seçim yapılmış olduğuna da bir türlü anlam veremediğim bir diğer itirafım olsun. Şarkı sözleri ve besteleri ile Jack White konseri öncesi çok doğru bir seçim değildi sanki. Bu hissiyatı etrafımdaki bir çok insanda da gördüm.

3

Umut Adan‘dan sonra mavi perde kapandı ve arkasında hummalı bir sahne hazırlanma koşturması başladı. Bizler de bol heyecan, biraz sabırsızlık ile başladık konseri beklemeye. Jack White’ı beklerken hip hop dinledik bol bol. Derken perdenin ardından ekipten olduğu belli olan bir kişi çıktı. Az sonra izleyeceğimiz konserin yalnızca oradan izlenebilecek, oldukça ihtişamlı bir rock’n’roll şovu olduğunu, bu şovu  iPhone’larının ekranlarından değil de kendi gözlerimiz ve kulaklarıyla takip etmemizi, eğer bu anları arkadaşlarımızla paylaşmak istiyorsak da ekip fotoğrafçısının çektiği fotoğrafları kullanabileceğimizi söyledi. Kısacası “Ana dahil olun!” dedi. O bunu söylerken fotoğrafçı da flaşını bizlerin üstüne doğru patlatınca güzel bir enstantane yaşamış olduk. Bu uyarı, çok da yerinde oldu. Böyle güzel bir konseri insanların yukarı kalkmış kolları ardında izlemeye çalışmakla uğraşmamış olduk…

7

Derken mavi perde açıldı ve büyülü gece başladı.  Jack White bütün ihtişamı ile karşımızdaydı! Alkış, ıslık, çığlıklar arasında gitar sesinin duyulması ile seyirci de kendinden geçmeye başladı. Son albümü Lazaretto ile beraber “mavi” renk, sloganı olmuştu sanki. Konseri bir The White Stripes klasiği olan ”Dead Leaves And The Dirty Ground” ile açtılar. Masmavi tonda bir Rock’n’Roll gecesi de o anda başladı işte!

Sahnede devleşen sadece Jack White değildi elbette. Ekibi de inanılmaz bir enerjiye sahipti. Sahnenin hemen solunda davulda Daru Jones, geride steel gitar, teremin ve yaylılarda Fats Kaplin, basta Dominic Davis, klavye ve piyanoda Dean Fertita ve keman ve geri vokallerde Lillie Mae Rischie, performansları ile büyük alkış aldılar. Ekibin entrümanlarındaki performansları, samimiyetleri ile Jack White’ın sahne hakimiyeti ve yeteneği birleşince hem göze hem kulağa hitap eden bir konsere şahit olmuş olduk.

4

Şarkı seçimlerinin de konserin başarısında katkısı çoktu elbette. Son albümü Lazaretto‘dan şarkıların yanı sıra, The White Stripes‘den “Hotel Yorba”, ”Icky Thump”, ”Fell In Love With A Girl”, The Raconteurs‘den ”Top Yourself”i dinleme keyfine vardık. Ve unutulmaz şarkı“Seven Nation Army” ile de konser sona erdi.

2

Sahnede egosu hiç olmayan bir rock yıldızı izledik konser boyunca. Ününü sonuna kadar hazmettiği her halinden belli olan Jack White, sahnede ekip arkadaşlarını da her an onurlandırıyordu. Bu yönü ile de bir kez daha tüm alkışları almayı sonuna kadar hak ediyordu. Ayrıca sesin, kulaklarımızı çınlatacak kadar tiz ve yüksek olması da, bizlere gerçek bir  rock’n’roll deneyimi yaşattı.

21. yüzyılın en yetenekli ve üretken isimlerinin başında gelen Jack White, kariyeri boyunca imza attığı başarılı işlerle, müzik dünyasının unutulmazları arasına neden ve nasıl girdiğini, konser sonrasında bir kere daha kanıtlamış oldu. Sayesinde, yetenek ve deneyim ile birleşen sahne performansının ne demek olduğunu, böyle konserlerin seyirci üstüne nasıl bir his bıraktığını hatırlamış olduk.

6