En sevdiğimiz mevsim geldi ve konser sezonu başladı. Sezonun açılışını da Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde düzenlenen Mix Festival ile yaptık. Sesler arası bir deneyim olarak lansedilen festival, 32 konserle birlikte  iki gün sürdü. Müziğe doyduğum ve ciddi manada yorulduğum iki günün sonunda bir değerlendirme yazısı hazırlamak asli görevimdi.

Öncelikle Zorlu PSM’den bahsetmem gerek. Salt sanat etkinlikleri için inşa edilmiş ve her şeyiyle muhteşem bir yapı. Ülkemiz adına büyük bir kazanım. Ana akım sanatçılar için Ana Sahne, alternatif sanatçılar için Stüdyo Sahnesi ve Drama sahnesi, bunlara ek olarak Amfi vardı. Bütün müzisyenlere yetişmek haliyle pek mümkün olmasa da elimden geldiğince herkesi dinlemeye çalıştım. Ancak festivalin belki de tek eksisi büyük isim eksikliği idi. Program uyuşturamamış olabilirler ancak A sınıf isim yokluğunu özellikle ikinci gün çok fazla hissettim.

Festivalde sadece müzik yoktu. Türlü türlü etkinlikler, workshoplar ile Cumartesi gününün daha kalabalık olmasını sağlamıştı. Bunda Zorlu Avm’nin de katkısı yadsınamaz tabii ki.

İlk gün ülkemiz Indie sahnesinin önemli gruplarına yer verilmişti ve şahsen ben  ilk gün çok daha fazla keyif aldım. Gözlerim The Away Days, Agency, Kafabindünya gibi grupları aradı ama yine de yeterince doyurucu bir line-up vardı. İkinci gün ise rap müzisyenler yoğunluktaydı. Hiç hazzetmediğim  Eypio da yine ikinci günün ana sahnesindeydi. Bunu kocaman bir eksi olarak görüyorum.

İlk gün ana sahnede önce ülkemizin en iyi reggae grubu Sattas çıktı. Solistinin enerjisiyle ilk grup dezavantajının üstesinden gelebildiler. Gözlediğim kadarıyla seyirci Sattas’ı çok seviyordu hemen her şarkısına çoğunluk eşlik etti.

14520500_585036178346627_3836014642777112667_n

Sattas’dan sonra Che Sudaka sahne aldı. Ben böyle hareketli grup görmedim. Tüm grup üyeleri inanılmaz bir enerjileriyle hepimizi esir aldı. İzlerken ben yoruldum ama adamlar bir türlü yorulmadı. Özellikle akordeon çalan abi müthişti. Şarkılarına çok hakim olmasam da eğlendirme işini çok iyi yaptılar.

14469569_585077605009151_6017496470634939989_n

Bu iki grubun arasında Stüdyo sahnesinde In Hoodies izledim. İlk kez canlı izlememe rağmen çok etkilendim. İleride böyle büyük konserlerde çok daha fazla yer edeceklerine eminim. Canlı sahneleri müthişti. Drama sahnesinde ise Şenay Lambaoğlu Quartet vardı. Çok etki etmedi ama Lambaoğlu’nun kusursuza yakın bir sesi var.

Daha önce Eskişehir Peyote’de de izlediğim She Past Away için tekrar stüdyo sahnesine geçtim. Çok sevdiğim post-punk türünü dünya çapında icra eden ikili, ışık ve sis oyunlarıyla muhteşem bir performans sergilediler. Yeni albümleri ağırlıklı olsa da hit şarkılarının hepsini çaldılar. Böyle bir grup çıkarttığımız için çok şanslıyız. Tek eksikleri vokalin sesinde teknik bir sorun vardı sesi biraz boğuktu. Ama yinede müthişti.

She Past Away’dan sonra festival boyunca en keyif aldığım performansı izledim. The Ringo Jets. Cayır cayır rock müzik yapan grup hem seyirci etkileşimi hem de müthiş kaliteli sounduyla ilk günün benim için favorisiydi. Davulcu hanımefendinin performansına bayıldığımı özellikle belirtmeliyim.

14449017_585112341672344_280781902429477815_n

Buradan ilk günün headlinerı Büyük Ev Ablukada’ya geçtim. Yeni şekilleri Fırtınayt’ı çok merak ediyordum. Sahne dizaynı olarak çok kaliteli iş. Saygı duydum. Gördüğüm kadarıyla insanlar BEA’ya çok tutkun. Bartu “Hayaletler’i” söylerken seyircilerin arasına girdi ve hep beraber söyledik. Güzel bir andı. Bis yaptılar ve eski albümden şarkıları söylediler ancak benim o albümle aram hiç olmadığı için drama sahnesine Elif Çağlar’ı izlemeye geçtim. Cover ağırlıklı olsa da Çağlar’ın sesine doyamadım. Kusursuz bir ses.

14462799_585348904982021_2087348429355959496_n

Tüm yorgunluğa rağmen yine de Hey Douglas! izlemeden günü bitiremedim. Ankara havaları, 70 ler soslu Darkside müziğine nasıl hayır diyebiliriz. Ülkedeki en iyi setlistlere sahip DJ olduğunu düşünüyorum.

Festivalin ikinci günü daha erken başladı. Amfi sahnesinde yapılan gösteriler, kahve etkinlikleri, butik alışveriş standları, hiphop dansları gibi farklı etkinlikler yapılarak seyircilerin tüm gününü Zorlu’da geçirmesi sağlanmaya çalışılmış.

İkinci güne drama sahnesindeki Niyazi Koyuncu ile başladım. Tulum, yan flüt ve kemençeyi gitarla buluşturmuşlar. Sonuç harika olmuş. Çok beğendiğim bir performanstı ancak Niyazi Koyuncu’dan ziyade diğer enstrümanların uyumunu beğendim.

14374360_874669306002475_894945393484234752_n

Oradan stüdyo sahnesinde Mode XL izlemeye geçtim. Ankaralı ikiliden çok ümitliydim. Klasik şarkılarını çift davul ve canlı çaldılar. Ancak vokaller çok boğulmuştu ve açıkçası beklediğim hazzı alamadım. Daha iyi olabileceğini düşünüyorum ama çift davul tabi ki ritm olarak çok etkileyici.

14515653_1163055837102438_4232186796961693696_n

Mode XL’den diğer rap efsanesi Ceza’ya geçtim. Yine canlı performans tercih edilmiş. Kes grubunun üyeleri ile birlikte sahnedeydi Ceza. Rap şarkılarının canlı çalınması evet farklı bir deneyim. Ancak yeterli verimin alınamadığı kanaatindeyim.

Ceza’nın ardından Gaye Su Akyol’a geçtim. Davulcusu aklımı yitirmeme neden oldu. Böyle bir performans olamaz. O adam delirmiş öyle böyle değil çok acayipti. Ayrıca Gezi’de kaybettiğimiz kardeşlerimizi de anmayı ihmal etmediler. Ancak Gaye hanım kusura bakmasın ama kendisinden hiç hazzetmedim. Aşırı itici bir kadın olduğunu söylemek zorundayım. Keşke sesi kadar naif kalabilseydi. Tüm konser boyunca kendisine katlanmaya çalışmaktan müziğe odaklanamadım.

14515881_1583799738593926_6629242958648442880_n

Festivaldeki en etkileyici sahne ise Baba Zula’nın idi. Ciddi ciddi babalar gibi çaldılar. Muhteşem güzellikteki Melike Şahin gruba vokalist olarak ve mest eden danslarıyla eşlik etti. Bir ara iki gitarist de sahneden seyircilerin arasına indi. Hepimiz yere oturduk ve şarkılara bu şekilde eşlik ettik. Tecrübe edilmesi gereken bir andı. Kendi adıma Baba Zula’ya teşekkür ediyorum.

14482822_672977536211430_2574799457631600640_n

Çok ama aşırı derecede çok yorulduğum için ana sahnedeki Oi Vai Voi yerine Ahmet Aslan’ı tercih ettim festivali bitirmek için. Pişman değilim. Çok hüzünlü ve duygulu bir bitişti. Tek başına salt gitarıyla hepimizi bu denli nasıl etkiledi anlam veremedim. Mükemmel bir festivale yakışır muhteşem bir sondu kendi adıma.

Sonuç olarak aşırı yorucu ancak her anından keyif aldığım upuzun iki gündü. Bu kadar kaliteli sanatçıları bir arada izlemek çok acayip bir deneyimdi. Sezonun geri kalanı için açıklanacak isimleri dört gözle bekliyorum.