Nereden başlasam, önce neyi anlatsam bilmiyorum? Sabahtan beri yazıp yazıp siliyorum. Kafamda bir sürü cümle dolanıyor, ama hangisini, hangi sıraya koymalıyım karar veremiyorum.  Bazı konserler vardır, insanı bu hallere sokar. İşte o konserlerden birisi de 19. İstanbul Caz Festivali kapsamında Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava sahnesinde gerçekleşen Morrissey konseriydi.

Konseri izlerken yaşadıklarımı, hissettiklerimi eminim ki net olarak buraya yazamayacağım. Tamamen kaybolmuş haldeydim dün akşam. Morrissey sahneye çıktığı andan itibaren, zihnim ve bedenim birbirinden ayrıldı sanki. Konser 22.00’ da başladı. Bittiği saat olan 23.40’ a kadar bize keyif dolu anlar yaşattı.

Sahneye çıktığında ekibi ile seyirciyi selamladı önce. Zaten daha o anda çok renkli bir konser izleyeceğimizi anlamıştık. Orkestra elemanlarının üstlerinde, önünde “ASSAD IS SHIT” yazan t-shirtler vardı. Morrissey ise elinde Türk bayrağı ile sahneye çıktı. Amacı neydi? Jest yapmak belki de…Yani dün akşam Morrissey hem konser verdi, hem mesaj. Şarkı aralarında da mesajlarını vermeye devam etti zaten; “ All politicians are the roots of evil” gibi.

İlk şarkısı, “How Soon Is Now?”  oldu. Hani konserlerde, sanatçı eğilir de sahne önündeki seyircilerin ellerini tutar ya. İşte Morrissey onu yaptığı anda, Harbiye seyircisi, üst katlardakiler de dahil olmak üzere, önlere doğru koşmaya başladı. Aman Allah’ım o nasıl bir manzaraydı öyle?  Fotoğraf mı çekeyim, video görüntüsü mü çekeyim derken, her ikisinden de vazgeçip anın tadını çıkarmaya başladım. Harbiye’ de bir çok konser izledim bugüne kadar. Ama hiçbir konserde seyircinin bu kadar heyecanlandığını, kendini sahneye atmaya çalıştığını görmemiştim. Nitekim, birkaç seyirci sahneye de çıktı. Seyircisine olan saygı ve sevgisi her halinden belli oluyordu. Seyircilerinin ellerine dokunduktan sonra kendi elini öpmesi, sahneye çıkan seyircilerine sarılması… Hele konserin bir yerinde söylediği o cümle “Can you feel my heart? I have nothing else…” Samimiyet abidesi! Bir ara mikrofonu öndeki seyircilere verdi, mikrofon elden ele gezerken her biri içinden geçeni söylüyordu. “Morrissey sen adamın dibisin” diyen arkadaş bin yaşasın diyorum 🙂

Morrissey sahnede gittikçe devleşiyordu. Onu izleyenlerin böylesine heyecanlı olması onu da keyiflendiriyordu. Bu kadar ilgiye şaşırdığını sanmıyorum, eminim çok alışkındır. Ama sanki üstünde ilk kez sahneye çıkan, toy bir delikanlı havası da vardı. Seyirci ile bağını hiç koparmadı. Seyirciye koşan, seyirci ile konuşan, seyirci için yerlere yatan bir sanatçı vardı sahnede.

Harika bir setlist seçilmişti. Birbirinden güzel şarkılarını ardı ardına çalmaya devam ediyorlardı. “Everyday Like Sunday”,  “You Haved Kill Me”  gibi sevilen parçalarını çaldılar. Konserin en ilginç anlarından biri de “Meat Is Murder” adlı parçasının çalındığı andı. Sıkı bir hayvan hakları savunucusu ve vegan olan Morrissey, dün bu şarkısını söylerken arkadaki ekranda dönen görüntüler kalbimize dokundu. O görüntülerden sonra vegan olmaya karar verenler olduysa, hiç şaşırmam açıkçası. Şarkının sözlü kısmı bittiğinde sahneden ayrılıyor Morrissey, orkestrası müziğe devam ediyor.

Tekrar sahneye çıkıyor ve normal setlist’ in son şarkısı olan “Let Me Kiss You” ya sıra geliyor. İşte o an benim için dünya duruyor! Karşımda kanlı canlı Morrissey, Let Me Kiss You diyor. Duygularım tarifsiz. Sadece iki damla gözyaşı o kadar… But my heart is open, my heart is open to you derken gömleğini çıkarttığında Açık Hava çığlık seslerine boğuldu. Bu şarkıdan sonra sahneden ayrılan Morrissey ve ekibi yoğun alkış sonunda bir şarkılık bir bis yaptılar. Bis şarkısı da bir o kadar manidardı: “I Will See You in Far off Places”

Konser hiç bitmesin istedim, ama maalesef o da hemen bitti. Morrissey’ i zaten oldum olası çok severdim. Ama bu konserden sonra sevdim kat be kat arttı sanırım. Hala konserin etkisinden çıkmış değilim. Bir yandan yazımı yazıyorum bir yandan da şarkılarını dinleyip dün geceyi yaşamaya çalışıyorum.

Eminim bu yazdıklarımdan dün akşam neler hissettiğimi tam olarak anlayamayacaksınız. Ne yazarsam yazayım, neyi paylaşırsam paylaşayım hep yarım kalacak. Duygularımı en iyi dün akşam orada olanlar anlar…

[youtube=http://youtu.be/IA6lrtF5CQE]