Yaz ayları yaklaşırken açık hava mekanlarında yapılan konserlere gitmek bir İstanbul’ lunun yapacağı en mantıklı hareket gibi geliyor bana. Hem sıcaklarda kendimizi dışarı atmış oluyoruz hem de birbirinden değerli sanatçıların konserlerini takip etme fırsatımız olmuş oluyor. İşte yine o konserlerden birindeydim geçtiğimiz Cuma akşamı. 19. İstanbul Caz Festivali kapsamında, Neo-Soul’ un kraliçesi, 4 Grammy ödüllü Erykah Badu,13 Temmuz Cuma akşamı, hafızalardan silinmeyecek harika bir konser verdi Harbiye Açık Hava Tiyatrosu izleyicilerine.

Erykah Badu benim birkaç senedir takip ettiğim jazz sanatçılarından bir tanesi. Aslında yaptığı müzik klasik jazz değil. R&B, hiphop ve jazzı harika bir şekilde harmanlayıp üstüne de mükemmel sözler ekleyip ortaya harika şarkılar çıkartıyor. Bu anlamda, jazz dinlemeyen bir insanı bile kendine hayran bırakabiliyor. Hal böyle olunca gidip canlı görmemek olmazdı tabi ki.

Konser günü İstanbul yine kavruluyordu. Erkenden attım kendimi Harbiye’ ye, bir cafeye yerleştim hemen. Kulağımda Erykah Badu şarkıları, elimde biram, “acaba konser nasıl olacak? Sahnesi nasıldır? Hangi şarkıları çalacak?” diye düşünmeye başladım. Derken konser vakti de gelmişti zaten.

Konser, her İstanbul Caz Festivali konserinde olduğu gibi, sadece 15 dakikalık bir gecikme ile başladı. İstanbul Caz Festivali konserlerinin tam zamanında başlama özelliği, her zaman çok takdir ettiğim özelliklerinden bir olmuştur. Erykah Badu sahneye çıktığı anda olağanüstü karizması ile bütün seyirciyi etkisi altına aldı diyebilirim. O nasıl duruş?! Başladı şarkılarını sıralamaya. Her şarkıyla bizleri biraz daha etkisi altına alıyordu sanki. Sahnede bugüne kadar çok kişi izledim. Ama Erykah’ nın duruşu ve sahneye bu kadar hakim olması diğerlerinden çok farklıydı. Gerçi o kadar “cool” duruşu az da olsa göze batmadı değil, kendi adıma.

Genelde konserlerde, rahat seyirci ve kasılıp yerinden kalkmayan seyirciler vardır. Kimi seyirci hemen ayaktadır, kimisi ise konserin sona doğru belki(!) ayaktadır. Ama bu konserde bütün seyirci ilk andan itibaren ayakta idi. Sanırım bu da Erykah Badu ve ekibinin enerjisi sayesinde oldu. Konserin daha ilk yarım saatinde Cemil Topuzlu’ da herkes ayaktaydı. Harika bir dans festivaline dönmüştü konser sanki. Konser sırasında On&On, Window Seat, The Other Side of the Game, Apple Tree gibi sevilen parçalarını söyledi.

Sesi konusunda yorum yapmaya gerek bile yok aslında. Sesi herkesi büyülüyordu. Sahnede albüm kayıtlarından bile çok daha iyi bir performans vardı. Orkestrası da gerçekten çok başarılıydı. Özellikle dört kişi olan vokal ekibi, kendisi kadar hayran olunası bir ekipti.

Erykah Badu’ nun konsere çıkarken bileklerine taktığı güvercin kanadı şeklindeki bilekliklerinden bahsetmeden geçmek olmaz. Herkesin büyük ilgisini çekti. Her şarkısının sonunda bakışlarını ve kuşlarını uçurdu gökyüzüne. Konserde şu sihirli sözcüğü tekrar edip durdu: “BELIEVE” . Ayrıca kurduğu şu cümlenin yorumunu da okuyana bırakıyorum: “Bigger than your goverment.”

Kendisi de konserinde seyirci kadar eğleniyordu. Her halinden belliydi bu. Konser bitti, ama alkışlar bitmedi haliyle ve bis yaptı. Mini konser denilebilecek uzunlukta bir bis oldu. O şahane seyirciye kendince hediye verdi belki de. Konserlerin bis bölümleri hep daha keyifli olur zaten. Ama bu daha da başka oldu. Çılgın kız Erykah sahneden indi, ön bölümdeki seyircilerin arasına karıştı.  Son  şarkısını da orada söyledikten sonra konser sona erdi.

İşte 4 Grammy sahibi, büyülü ses Erykah Badu böyle geçti İstanbul’ dan. Sahnesi, duruşu, karizması ve özellikle sesi ile İstanbul seyircisine harika bir konser keyfi yaşattı. Kesinlikle festivalin unutulmazları arasına girecek bir konser oldu. Ben de “unutamayacağım konserler” serime bir yenisini eklemiş oldum…