Tersine Dünya, erkek egemenliğinin kadın egemenliğiyle yer değiştirmesi.

Orhan Kemal‘in ”Tersine Dünya” romanından uyarlanan oyun, Nazım Hikmet Kültürevi‘nde, Engin Alkan yönetmenliğinde sahneleniyor. Feyha Çelenk, Tuba Erdem, Çağdaş Tekin, Çağrı Büyüksayar, Cansu Ecem Karabulut, Arman Yıldız, Suat Onur Çalık, Şeyma Gökçe Cengiz, Deniz Gürsucu, Çisil Oral, Mert Tiryaki, Mesut Özsoy, Gökhan Kum, Yüce Armağan Erkek, Hakan Kahraman rol alıyor. Cuma-Cumartesi günleri Nazım Hikmet Kültürevi’nde sahneleniyor.

Roman, filme de uyarlanmıştır. Oyunda ”Kadınlarla erkeklerin rollerini değiş tokuş ettiği bir dünya nasıl olurdu?” sorusuna cevap veriliyor. ”Tersine Dünya” kadın ve erkek rollerini ironik ve eğlenceli bir üslupla tersine çevirerek, gündelik ilişkilerden, namus kavramına kadar bir çok konuda izleyiciye mesajlar veriyor.

Evli kadınların %36’sı  birlikte olduğu erkeğin fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Kadınların %38’i yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel, cinsel şiddetten birine maruz kalıyor. Evli kadınların %12’si cinsel şiddet yaşıyor. Kadınların %26’sı 18 yaşını tamamlamadan evlendiriliyor. Kadınların  %44’ü şiddetten kimseye söz etmiyor. Kadınların %9’u çocukluk döneminde cinsel istismara maruz kalıyor. Her 10 kadından 3’ü ise hayatında en az bir kez taciz ediliyor. Türkiye’de her dört saatte bir kadın tecavüze uğruyor ya da şiddete maruz kalıyor. Her gün bir kadının bir erkek tarafından öldürüldüğü haberini alıyoruz. Bu veriler sadece bir kısmı… Kadınlar her gün şiddete ya da cinsel istismara maruz kalırken bu istatistik veriler içerisinde bir sayı olmaktan öteye geçemiyor ve çoğu kadın bu sayıların içerisinde kayboluyor. Ve devlet kadınları koruyamıyor.

afisİşte ”Tersine Dünya” yine bir kısım istatistik verilerle sona eriyor. Bu oyun kadınlara ithaf edilmiştir. Sürekli içki içip mahallede naralar atan Bitirim Leyla hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlardan hapishaneye atılır. Bitirim Leyla zamparadır ama ev işlerinden başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen namuslu bir kocası ve oğlu vardır. Bitirim Leyla’nın hapishaneye düşmesiyle kocası erkek başına(!) oğluyla yalnız kalmıştır. Asıl kötü olan ise Leyla’nın kocasının yalnız kalması değil, fabrikalarda çalışacak olmasıdır. Fabrikalarda patron ya da ustabaşı kadınların şarap kokulu ağızlarını çekmek zorunda kalacaktır. Leyla’nın kocası Mustafa onu hapishaneye ziyarete gittiğinde baş gardiyan Mustafa’ya âşık olur. Leyla, hapishaneden çıkınca kocasını ve oğlunu bulamaz ve geneleve gider. Burada tanıştığı Apo’ya âşık olur. Kocasının ve oğlunun ise açgözlü, çapkın kadınların eline düştüğünü öğrenir.

Kadınlar olmadan erkek başlarına kalan zavallı erkekler, el kapılarında çalışan namuslu gözlüyle bakılmayan babalar, ağızları var dilleri yok kocalar, bir lokma ekmek için kadınların şiddetine razı olan erkekler, istemeyerek geneleve düşmüş posbıyıklı adamlar, erkeğin küçük tanrısı olan kadınlar, alınıp satılan, söz sahibi olmayan erkekler … Kadının toplum içindeki zavallılık konumu erkeklere veriliyor. Yazar, erkekleri ezdikleri kadınlar karşısında hesap vermeye zorluyor. Sorun ise erkek-kadın sorunu değildir. Tersine dünya da aynı kapıya çıkıyor: şiddet.  Orhan Kemal, bu mizah anlatıyla umudu kazanmayı ve insanları sevmeyi öğretiyor.

”Doğar, sadece doğar bu iklimde insanlar. ”