Daha önce yönettiği Hodejegerne ve The Imitation Game ile tanınan Norveç’li yönetmen Morten Tyldum‘un yönetmenliğini yaptığı Passengers, 110 milyon dolar bütçeli bir “romantik-bilim kurgu” filmi. Filmin başrollerinde Chris Pratt ve Jennifer Lawrence yer alıyor.

Passengers, Dünya’dan ayrılmış olan Avalon adlı gemiyi merkezine alıyor. Dünya’dan, Homestad II adlı gezegene doğru yolda olan Avalon, 5000 yolcusu ve mürettebatıyla 120 yıl sürecek bir yolculuktadır. 30 yıl geçtikten sonra gemide bazı problemler yaşanır ve Jim (Chris Pratt) ilk zamansız uyanan insan olur.

LR-Passengers2

Şok ve kabullenme aşamalarından sonra Jim ayak uydurmaya başlar, bir yılı aşkın bir süre içinde geminin tüm imkanlarını kullanır; spor yapar, oyun oynar, film izler ve Android barmen Arthur (Michael Sheen) ile vakit geçirir.

Tüm bu yaptıkları bir rutine bağlanınca yalnız başına tüketmekten zevk alamayan Jim yalnızlaşır, demoralize olur, intiharı bile düşünür.

Bu noktada, tesadüfen fark ettiği uyuyan güzel Aurora dikkatini çeker. New York’lu bir yazar olan Aurora’nın yazdığı her şeyi okur, başvuru videosunu defalarca izler, etkilenir ve film başka bir çıkmaza girer; Aurora’yı uyandırmak yada uyandırmamak.

Jim, elbette uyandırmayı seçer (şimdi daha bir Hollywood kıvamına geliyoruz evet) ve bu bencilce yaptığı seçimle açıkça Aurora’yı ölüme mahkum eder. Aurora uyanır, anlam veremez, zaman geçince elbette gerçeği öğrenir ve önce şoka girer sonra öfkelenir ve ardından Jim’e aşık olur (buram buram Hollywood)

2017011201

İşte bu noktada film, bilim-kurgu ekseninden fırlayarak romantik/drama yoluna evrilmiştir.

Avalon başka bir gezegene gitmektedir, geride bıraktıkları Dünya belli ki çok değişmiştir fakat filmin yaratıcılarının fikirleri pek de değişmiş sayılmaz. Aslında hiç de fena olmayan bir senaryoya sahip olan Passengers, sanki potansiyelinin altında kalmış gibi geliyor bana tüm bunlardan sonra. İki beğenilen oyuncu ve ilginç bir konu ile başlıyor fakat erkek ve kadının birbirine aşık olduğu, sonra bir süre nefret ettiği ve daha sonra gerçekten aşık olduklarını farkettikleri bir yere dönüyor.

Film hakkında güzel bir trivia; Barın ve android barmenin tasarımı, renkleri vs tamamen Stanley Kubrick‘e bir saygı duruşu niteliğinde gerçekleştirilmiş. Kubrick‘in Shining filmindeki bar/barmen planlarını hatırlayanlar bunu farkedecektir.