Fildişi Sahil’li başarılı kadın yönetmen Katell Quillévéré, Suzanne filminden sonra “Réparer Les Vivants” ile bir kez daha göz önünde.

Oyunculuğunu sergilediği her filmi merakla beklediğim ve izlediğim Tahar Rahim, Kürklü Venüs, Kelebek ve Dalgıç gibi filmleriyle tanınan Emmanuelle Seigner ve Xavier Dolan’ın filmlerinden tanıdığımız Kanada’lı aktris Anne Dorval‘ın başrollerini paylaştığı film Fransız yazar Maylis de Kerangal‘in aynı isimli romanından uyarlandı ve prömiyerini Venedik Film Festivali‘nde yaptı.

Dram konusunda her zaman başarılı bir grafik çizen Fransız sineması ile son dönemde adından farklı tarzda yapımlarla sıkça söz ettiren Belçika sinemasının ortaya çıkardığı bir başka film olan Réparer Les Vivants, “yaşamı onarmak” anlamına gelse de, Türkçe’ye “Kesişen Hayatlar” olarak geçmiş ve konusu da biraz bu yönde. Filmin merkezindeki hayatlar tam anlamıyla kesişmese de, birbirleriyle ilintili olayları gözler önüne seriyor.

Fransa’nın kuzeyinde yer alan Le Havre şehrinde geçen hikayede sörf tutkunu olan Simon, geçirdiği trafik kazasından sonra beyin ölümüne maruz kalır. Simon’un hayatı elektrik kablolarına ve tuşlara bağlıyken, aynı anda başka yerlerdeki hayatlar Simon’la ilintilidir. Simon’un organlarının kurtarabileceği canlar, Simon’la ilgilenen doktorlar ve hastane personelleri… Hepsinin hayatı kısa bir sürede, bir kaç gün için aynı çember içinde yer alır…

Organ bağışının kapasitesi, trafikte dikkat ve emniyet kemeri gibi unsurları da gündemine alan film, dramatik bir uyarı halini alıyor.
Film bitiminde herkesin hayat hakkında daha dikkatli olması dileğiyle, iyi seyirler.