14 Eylül akşamı yine harika bir konsere ev sahipliği yaptı İstanbul. 23 yıl önce verilmiş sözün ardından, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ nın (IKSV) 15. Garanti Caz Yeşili etkinlikleri kapsamında, Stevie Wonder unutulmaz bir konser verdi. Sanırım Stevie Wonder’ ın İstanbul’ a geleceğini duyduktan sonra,  biletlerini ilk alan insanlardan biri de benimdir. Her ne kadar yaşımın dönemi bir sanatçı olmasa da, her zaman keyifle dinlediğim, dinlerken gerçek müzik dinlediğimi hissettiren, muhteşem bir ses benim için. Hal böyle olunca, biletlerimizi 3 ay önceden aldık; sonra da başladık konser gününü beklemeye.

Konser günü gelip çattığında, deyim yerinde ise, yerimde duramıyordum. Zaten son bir haftadır sürekli Stevie Wonder dinler haldeydim. Konsere hazırlıklı gitmek istiyordum nedense. Oysa, bir çok şarkısını ezbere biliyordum.

Saatler akşam saatlerini gösterdiğinde biz de Küçükçiftlik Park’ a gitmiştik. Orada çok konser izledim, ama o akşam ki kalabalığı hiç görmedim orada. İğne atsan yere düşmeyecek durumdaydı. Herkes oradaydı sanki! İşin güzel tarafı, her yaştan seyirci mevcuttu. Bu da Stevie Wonder’ ın sadece belirli bir dönemin adamı değil, her dönemin adamı olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Kendimden pay biçecek olursam, 1983 doğumluyum, ama onun 1980 yılında çıkardığı albümündeki şarkıların bile bir çoğunu ezbere biliyorum. İyi, kaliteli müzik her zaman dinleniyor…

Saatler 21.20’ yi gösterdiğinde Stevie Wonder  9 bin kişilik seyirci topluluğunun karşısına çıkmıştı. Bir klasik olarak seyirci Türkçe olarak “Merhaba” ile selamladı.  Kalbim duracak sandım, rüyadayım diye düşündüm…  Yaşayan en büyük funk, soul ve pop üstatlarından Stevie Wonder sahnedeydi.  O andan itibaren de eğlence, parti, dans başlamış oldu. 2,5 saat boyunca, farklı albümlerinden şarkılar seslendirdi. Eskilerden de vardı, yenilerden de.

Stevie Wonder’ ın gerçekten inanılmaz bir sesi var. 62 yaşına rağmen sesinden hiçbir şey kaybetmemiş. Bütün konser boyunca sanki stüdyo kaydı dinler gibiydik. Sesinde tek bir pürüz yoktu. Ekibi de tek kelime ile kusursuzdu. Şarkı aralarında seyirci ile kurduğu iletişim onun ne kadar sempatik olduğunu, sanatını ne kadar severek yaptığını kanıtlıyordu. Konserin başında “Daha önce gelemedim, fırsat olmadı,neyse, 2012’ de buradayım, bu da yeter. Siz müslüman olduğunuza göre Allah’a, biz Hristiyan olduğumuzdan Tanrı’ya (god) şükredelim ki bizi buluşturdu ” dedi. Seyirciyi konserden hiç koparmadı. Yeri geldi onunla beraber söylememizi istedi, yeri geldi bunu istemesine bile gerek kalmadan biz ona vokal yapar hale geldik.

Konsere gelecek olursak; şovuna “How Sweet It Is” ile başladı. Arkasından “Master Blaster” geldi. Pek çok kişi onun sadece piyano ve org kullandığını düşünse de,  konser boyunca armonika, perküsyon ve davul gibi enstrümanlarda da ne kadar usta olduğunu gösterdi. Özellikle armonikası ile yaptığı şovlar görmeye ve dinlemeye değer en güzel anlardı.

Stevie Wonder sadece kendi şarkılarını seslendirmedi. Micheal Jackson’ dan “The Way You Make Me Feel”  ı söylediğinde bütün Küçükçiftlik seyircisi dans ediyordu. Bir şarkısında mikrofonu, 3 kişilik vokal ekibinde yer alan, kızına bıraktı. Onun da sesi son derece etkileyici ve güzeldi. Birkaç slov şarkı ile romantik dakikalar yaşamamızı sağladılar. Mis gibi son bahar havası, hafiften esen rüzgar, fonda Stevie Wonder… Daha ne isterdik ki? Sonunda sıra geliyor “Superstition”a. Herkes o anı bekliyormuş sanki! Coştu da coştu seyirci. Açık hava partisi sanki! Her yaştan seyirci eğlencenin ve dansın keyfini çıkartıyordu. Hemen ardından “Sir Duke”, “Living for the City”, “You Are the Sunshine of My Life” ve John Lennon’ dan “İmagine” geldi. Sıra “I Just Called You Say I Love You” ya geldiğinde hemen herkes telefonuna sarılıp ya kayıda başladı ya da sevdiği birini arayıp şarkıyı ona dinletti. Bu şarkı, ne kadar türlü türlü şakalara maruz kalmış olsa da, her zaman en sevdiğim şarkılar içinde yer aldı. Her seferinde mest olarak dinlediğim şarkıyı, kanlı-canlı karşımda Stevie Wonder’ dan dinliyordum. Hemen ardından “Hapy Birthday” i söyledi ve sahneden ayrıldı. Ama tabiî ki seyirci bis yaptırmadan oradan gidecek gibi değildi. Nitekim öyle de oldu ve üç şarkı için tekrar sahneye geldi. “Isn’t She Lovely”, “I Wish” ve “Another Star” dan sonra konser bitti. Seyirci, bir umut, belki tekrar sahneye çıkarlar diye bekledi, ama maalesef çıkmadılar. Stevie Wonder, İstanbul’ da esip geçmedi, fırtına çıkardı resmen!

Sonuç olarak, 14 Eylül 2012 tarihi, bundan sonra benim için çok önemli bir anlama sahip olmuş oldu. O müziğe başladığında, daha dünyaya gelmemiş olanlar, çocukluk döneminde onun şarkıları ile büyüyenler, gençlik yıllarını onun şarkıları ile geçirenler hep birlikte onu dinleyip, keyiflendik. Demek ki, iyi müziğin, yaşı kesinlikle olmuyormuş. İçimden bir ses, onu tekrar buralarda göreceğimizi söylüyor sanki…