Yazar Euripodes’in “Iphigenia in Aulis” hikayesini bilir misiniz? İntikam odaklı bir dramadır kendisi. Hikayeye göre Miken Kralı Agamemnon önderliğindeki Yunan donanması Truva’yla savaş hazırlıkları için Avlid’de toplanır. Tam yelken açmaya hazırlanırken rüzgar aniden kesilir. Kahin Chalcas bunun sebebinin Agamemnon’un av tanrıçası Artemis için kutsal olan geyiği öldürmesinden kaynaklandığını ve bu yüzden tanrıça Artemis’in onu bu şekilde cezalandırdığını ve bu durumdan kurtulmak icin Agamemnon’un kızı İphigenia’yi ona kurban etmesi gerektiğini söyler. Agamemnon baskılara dayanamayarak karısı Klytaimnestra’nın karşı koymasına rağmen kızını kurban eder. Açıkça görülen ders: Geyik öldürme! Ama ya eylem zaten yapılmışsa? “Dogtooth” ve “The Lobster” filmlerinin yönetmeni Yorgos Lanthimos‘un en acımasız alegorisi olan Kutsal Bir Geyiğin Ölümü filminde senaryosunu uzun zamandır birlikte yazdığı Efthymis Filippou ile birlikte İphigenia hikayesinden esintiler içeren, aile mekanizması üzerinden işlediği intikam odaklı sert bir drama olarak karşımıza çıkıyor.

Tanınmış bir kardiyovasküler cerrah olan Dr. Steven Murphy, göz doktoru olan eşi Anna, iki örnek niteliğindeki çocukları; 12 yaşındaki Bob ve 14 yaşındaki Kim ile kusursuz bir hayat yaşamaktadır. Steven Murphy birkaç ay önce ameliyat masasında bir hastayı kaybeder. Hastanın oğlu Martin ile kısmen onun suçunu gidermek ve kısmen onunla bir tür akrabalık istemek için garip bir ilişki sürdürmeye başlar ve onu kanatlarının altına alır. Ana’da buna karşı çıkmaz ve Martin bir süre sonra bu aile ile yaşamaya başlar. Steven kendisine bir sorumluluk önermekle birlikte, aynı zamanda içeride suçluluk duygusu taşıyan, gündelik yaşamın kutupluluklarının ve banalitelerinin ötesine geçemeyen bir korkaktır. Ve Martin, ailenin yakınına yaklaşırken, trajedi çocuğa çarpar; tıbbi bir anormallik kolayca açıklanamaz. Ailenin dengesini bozmak üzere olan Martin’in gerçek amacı ortaya çıktığında ve Steven uzun süredir unutulmuş bir suçla karşı karşıya kaldığında, Murphy ailesinin evdeki mutluluğu parçalanmaya başlayacaktır.

Lanthimos filmde,  tecrübesiz ve aptal Martin ile büyük bir hastanede önemli bir doktor olan Steven arasındaki ilişkiyi harika işliyor. Babasının intikamı peşinde olan genç adama karşı ailesini kurtarmaya çalışan doktor arasındaki güç değişimi muhteşem örnekler ile süslenmiş. Modern tıbbın hastalığa çözüm bulamaması mistik ve şeytani bir durumun habercisi gibi görünse de buna bir cevap bulamayacağımızdan eminiz. Her türlü imkana sahip olmasına rağmen Martin’in oyununu oynamak zorunda kalan Steven’ın dilemması filmin en güçlü anlarını oluşturuyor.

Colin Farrell filmde performans olarak elinden geleni yapıyor. Yorgos Lanthimos ile iyi bir ikili oldukları bir gerçek. Farrell, zayıf ve suçlu bir adamın yönlerini bularak Steve’e gerçekten hayat veriyor. Nicole Kidman da kocanın seçim yapmasını isteyen, Steven’ın başarısızlığından giderek daha fazla rahatsız olan müthiş bir eş olarak karşımıza çıkıyor. Kidman aynı zamanda bu filmde Stanley Kubrick‘in Eyes Wide Shut‘da zahmetsizce bastırdığı buz gibi kalıtsal kalıba geri dönüyor. Dunkirk’de harikalar yaratan Barry Keoghan‘ın Martin karakterini soğuk ve acımasız bir şekilde bileğinin hakkı ile canlandırıyor. Alicia Silverstone, Martin’in annesi olarak hoş bir tercih olmakla birlikte ve çocuk oyuncuları canlandıran genç Raffey Cassidy ve Sunny Suljic‘de diğer oyuncuların gölgesinde kalmadan zirve yapıyor. 

Hemen hemen her filminde düzenli olarak görüntü yönetmeni Thimios Bakatakis ile çalışan ve Haneke’ye özgü sinema diline kattığı kara mizah ögesi ile şimdiye kadar her filmiyle seyircisini tatmin etmeyi başaran Lanthimos, aydınlık ama karamsar olarak tanımlayabileceğim sinematografik tarzını yine konuşturmuş ve görsel açıdan yılın en çarpıcı filmlerinden birini sunmuş bize. Kusursuz simetrik çerçeveleri, hassas kamera hareketleri, aktörlerin dikkatli bir şekilde engellenmesi ve klasik müziğin ani çıkışı, izleyicide  gerçek bir gerilim yaratıyor. Temiz odalar ve mutfaklardan oluşan bir dünyada ameliyat odaları gibi antiseptik olarak gösterilen mekanlar ve evin mahallesinin mükemmel dünyası bu görselliğin en güzel örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Kutsal Bir Geyiğin Öldürülmesi, İphigenia hikayesinin bire bir uyarlanması olmasa da onu kesinlikle tabanı olarak kullanıyor. Yunan geleneğine uygun olarak, Lanthimos bu efsanenin unsurlarını alır ve onları bir kez daha remixe ederek, bazı karakterleri birbirine saran bir azap ve fedakarlık hikayesini yeni bir versiyon öykü olarak anlatır. Sonuç tamamen efsanevi bir efsaneye sahip olmaktır ve bu ürkütücüdür. Filmde bir köşede gizlenmiş intikamcı bir tanrı var, ancak bu tanrının kimliğini belirsiz: belirli bir karakter mi? Doğru bir Tanrı mı? Aşkın kötülüğün bir gücü mü? yoksa Banal insan gururu mu? Tüm bu soruların cevabını bulmak izleyice kalıyor…

Lanthimos’un kamerasından evrende aşk, rahatsızlıktan kurtulma, bir düşmana karşı üstünlüğün kavuşması ya da hayatta kalmanın yolu gibi bizi düşüncelere iten bir yapı izliyoruz. Film, yukarda bahsettiğim duyguları efsanevi bir kabusta yerine getirerek karıştırıyor ve bizi oldukça geriyor. Gerçek bir sürrealist ustanın (Yorgos Lanthimos) manipülatif becerisi sayesinde garip, rahatsız edici bir dünyada kuşatılmaya hazırlanın.

Oyuncular: Colin Farrell, Nicole Kidman, Barry Keoghan, Raffey Cassidy, Sunny Suljic, Alicia Silverstone, Bill Camp
Yönetmen: Yorgos Lanthimos
Senaristler: Yorgos Lanthimos, Efthimis Filippou
Yapımcıları: Ed Guiney, Yorgos Lanthimos
Yapımcı: Andrew Lowe, Daniel Battsek, Sam Lavender, David Kosse, Nicki Hattingh, Amit Pandya, Anne Sheehan, Peter Watson, Marie Gabrielle Stewart
Görüntü yönetmeni: Thimios Bakatakis
Yapım tasarımcısı: Jade Healy
Kostüm tasarımcısı: Nancy Steiner
Editör: Yorgos Mavropsaridis
Ses tasarımcısı: Johnnie Burn