Cannes Film Festivali bitti bitmesine ama festivalde gösterilen filmlerin yankısı devam ediyor. Vizyona girmesini merakla beklediğimiz Cannes filmlerinden birisi de bu yıl ülkemizde Filmekim’inde gösterilecek olan başrollerinde Michael Caine ve Harvey Keitel gibi iki usta oyuncunun yer aldığı, büyük övgüler toplayan Youth. Filmin hem hikayesi beğenildi, hem de oyunculuları çok konuşuldu.

Fred ve Mick iki eski arkadaştır. İki kafadar, yılların yorgunluğunu atabilmek için Alpler’in kalbine doğru yolculuğa çıkarlar. Fred artık emekli olmuş bir besteci, Mick ise halihazırda projeler üretmeye devam eden bir yönetmendir. İkili, toplumun karmaşasından uzaklaşmak için adeta “sığındıkları” konforlu bir otelde hem kendi çocukları hem de yeni jenerasyonun eğilimlerine dair yeni bakış açıları edinirler. Özellikle Mick, bu otelde tanıdığı insanları vasiyet diye nitelendirdiği son filminin öyküsüne taşımayı hedeflemektedir. Mick üretirken, Fred’in hayranlar ıda onun yeniden müzik kariyerine dönüş yapmasını beklemektedir.  Fred’in kızı ve kişisel asistanı olan Lena da (Rachel Weisz) geçmişte yaşadığı bazı sorunları yüzünden onlara zorluk çıkaracaktır. Lena’nın kocası onu terk etmiş ve popçu bir kızla kaçmıştır. Varoluşsal bir kriz yaşan Lena, hem babasının onun yanında olmasını isteyecek hem de babasının hayatına müdahale ederek aralarındaki problemleri arttıracaktır.

Fred’in geçmişinde bıraktığı bir gerçeğinin, filmin sonunda ortaya çıktığı sürpriz finali izleyiciyi epey bir şaşırtmış. Sorrentino baba-kız ilişkisini ontolojik bir sarsıntı gibi göstererek “Bu bağ nereye gidecek?” sorusunun cevabını ise havada bırakmış. Bu arada filmde yarattığı Fred karakterini Sorrentino, Fellini’nin 1960 yılında çektiği La Dolce Vita filmindeki Marcello Mastroianni karakterinden esinlenerek oluşturmuş. Filmin ana felsefesi ise şöyle;  “Yaşlı olmak her şeyi uzak kılıyor” ve “Genç olmak insana her şeyi yaptırıyor.”

Tüm bunlar olurken yönetmen, ikili arasında geçen kaçınılmaz sona yaklaşmanın endişesini ve zamanın geçişi karşısında çaresizliklerini birbirleri ile paylaşmaşmalarını atlamamış. Geçmiş ve gelecek mutlulukları ve pişmanlıkları birer birer ortaya çıkarken, kalan zamanın ellerinden kayıp gitmesine seyirci kalmalarını unutmamış  Sorrentino.

youth-cannes-film-festival-4

Cannes’de ciddi övgüler toplayan film, bir yandan ince bir mizah içerirken, öte yandan can acıtan içtenlikleri ve zekası ile izleyicinin gönülünü çelmiş. Filmin ilk gösteriminde salonda büyük alkışlar kopmuş. Tabii ufak yuhlamalarda olmuş. Bunun sebebinin ise “İki yaşlı entelektüelin hayat ve kadınlar üzerine kurdukları diyaloglar” şeklinde gelişen yorumlar olduğu gelen haberler arasında.

Paul Dano, Rachel Weisz ve Jane Fonda gibi isimlerin de yer aldığı filmin yönetmen koltuğunda İtalyan Paolo Sorrentino oturuyor. Yine bazı yorumlara göre, Sorrentino filmi bir orkestra şefi zarafetinde yönetmiş. Bu tarzı da büyük bir Federico Fellini hayranı olmasından geliyor kuşkusuz. Başrolde Caine ve Keitel ikilisini buluşturan film, “Yaşamın hafifliğini hiçbir zaman unutmamak gerek, ama hafiflik aynı zamanda tatlı bir sapkınlıktır.” repliğiyle filmin bakış açısını anlatıyor. Her filmde olduğu gibi bu filmin de can alıcı bir sahnesi var elbet. Michael Caine’in, İsviçre dağlarının ortasında otlayan ineklerin boynundaki zillerle “yönettiği” konser sahnesi Cannes boyunca çok konuşulmuş ve yıllarca akıllardan çıkılmayacak bir sahne olduğu iddia edilmiş.

Muhteşem Güzellik, Olmak İstediğim Yer ve Aşkın Getirdikleri gibi bu zamana kadar çektiği iyi filmleri ile konuşulan Sorrentino, bu filmde izleyiciyi bir yandan kahkahalara boğarken, bir yandan da duygusallığa boğuyor. Görsel açıdan filmlerinde kullandığı renkleri Youth‘da da kullanan Sorrentino, filmin yayınlanan fragmanından da anlaşılacağı üzere harikalar yaratmış. Bir röportajında “Renkler ve görsellik benim için fotoğraf karesi gibidir.” diyerek kullandığı tekniği ile bunu bir kez daha ispatlamış oluyor.

The Great Beauty filmi ile Oscar ve Altın Küre de dahil pek çok ödülü kucaklayan yönetmen Sorrentino‘nun Youth‘un hakkında yazılan ve konuşulan tüm kaynaklarında Cannes’in en iyi üç filmi arasında yer alıyor. Kesinlikle izlenmesi gereken yapımlardan biri olarak lanse edilen Youth filminin ülkemizde ne zaman vizyona gireceği belli değil. Bilinen gerçek, filmi 3-11 Ekim tarihlerinde başlayacak olan Filmekim’inde izleme fırsatı bulacağımız.

Kaynak; indiewire, variety, the telegraph