Good_Bye_Lenin_Fan_ART_by_PaniART

Eminim ki hepimizin aklına olur olmaz zamanlarda gelen, yüzünü keyiften gülümseten sahneler vardır. İşte o sahnelerde; oyuncuların yediği içtiği kendilerine kalmıyor, duyguları tamamen size aitmiş gibi geçmişe götürüyor, müzikleri eskimiyor, yönetmeni size yeni bir göz oluyor. Geçmiş zamanda izlediğimiz bir filmin bizi yeniden etkisi altına alması bir çoğumuz için şaşırtıcı bir durum değil biliyorum.

İşte ben, tam da benim için böyle bir film hakkında, “Goodbye Lenin” hakkında yazacağım bu hafta. Filmi izleyenlerin canı başlığı görür görmez salatalık turşusu istedi diye tahmin ediyorum , izleyecek olanlar ise bir kavanoz turşuyla hazır bulundursunlar derim 🙂

GoodByeLenin_FichaCine

Wolfgang Becker’ın yönetmenlik koltuğuna oturduğu, Yann Tiersen’ın besteleriyle renk kattığı, senaristliğini Berd Lichtenberg’in yaptığı, Alman yapımı olan bu film, 2004 yılında BAFTA ve Altın Küre’de “En İyi Yabancı Film Ödülü” kazandı. “Goodbye Lenin” bu prestijli ödüllerin yanı sıra en az bu ödüller kadar önemli olan 32 ödülle büyük bir başarı elde etti.

goodbyelenin

“Goodbye Lenin” isminden anlayacağınız üzere politik temalı bir film. Ancak öyle sıradan politik bir film değil. İşin özü, sıkıcı ve karmaşık olan diğer politik filmlerden çok farklı. Sıcacık bir bağ ve gerçek duygular görüyorsunuz filmde. Sosyalizmden kapitalizme geçişi o kadar hoş göndermelerle, dram-komedi türünde, farklı bir öyküyle anlatmışlar. Siz de benim gibi, tarihsel ve ideolojik filmlerde değişik bakış açıları ile anlatım arıyorsanız, bu filmi çok seveceksiniz demektir.

good-bye-lenin-good-bye-lenin-10-09-2003-116-g

Filmde sosyalizmin teoriden çıkmış halini sıcacık bir anlatımla görüyoruz. Film, aktif sosyalist bir anne (Katrin Sass) ve çocuk  (Daniel Brühl) arasındaki bağ ile Almanya’nın batısından doğusuna yıkılan duvarın kapitalist düzene geçiş sürecini anlatıyor. Anne geçirdiği bir kalp krizi sonucunda sekiz ay komada kalıyor. Komadan çıktığında ise hiçbir şey sekiz ay önceki gibi olmuyor. Alex ise kendisini Sosyalist Almanya’ya adamış annesine, komadan uyandıktan sonra değişen düzen hakkında hiçbir şey söylememeye ve ona bir oyun oynamaya karar verir. Bütün olan biteni saklar, annesi sık sık haber izlemek istediğini söyleyince, Alex arkadaşıyla haber programları bile çeker.

images

Bir süre sonra bu oyuna çevresindeki herkesi dahil eder. Annesi Alex’ten sık sık salatalık turşusu ister. Ancak bu turşuyu bulmak da Alex için çok zor olacaktır. Çünkü artık Doğu Almanya’ya dışarıdan gelen mallar hakim olmaya başlar.

image

Ayrıca Sovyet Edebiyatı ve Sineması’nda, uzaya yolculuk ve uzay kavramları oldukça sık işlenmiştir. Bu Sovyetlerin ilki ve ideolojisinin başarılı örneğinin kanıtı olarak düşünülür. Sosyalizmi daha sonradan benimsemiş diğer milletlerde ise Sovyetlerin bu başarısı özendirici olmuştur. Filmde de Alex’in hayalini buna bir gönderme olarak düşünebiliriz.

  • “Uzun ve zorlu bir eğitim sonrasında ben Alex Kerner, Almanya’nın ikinci kozmonotuydum, hiç kimsenin gitmediği kadar uzağa gidecektim. Roket fırlatıldı.”
  • “Uzay bilimini insanlığın yararına nasıl kullanabileceğimi düşünüyordum, dünyaya geri inişimi annemin nasıl gurur duyacağını. Roket fırlatıldı.”

goodbye-lenin

Filmin en önemli sahnesi; “Elveda Lenin” , Bir helikopterin kent meydanından heykeli taşıması; sosyalizmin onları terk ettiğini ve vedalaşma vaktinin geldiğini gösteriyor…

Eco 177

Filmde, Kubrick’in “Otomatik Portakal” filmine gönderme var. Wolfgang Becker’in “Goodbye Lenin”de kullandığı hızlı çekim sahneleri, Kubrick’in “Otomatik Portakal”daki hızlandırılmış yatak sahnesine çok benziyor. Tüm bu sahnelerde kullanılan müzikler de aynı. Ayrıca iki filmin baş karakterinin ismi de “Alex.”

Yann Tiersen‘ın besteleri filme başka bir boyut kazandırmış . Öyle güzel hissetmiş ve hissettirmiş ki… Filmi izledikten sonra film müziklerini bulun ve Yann Tiersen eşliğinde salatalık turşusunu deneyin 🙂